Bir boşanma davasında, davacı kadın, davalı erkeğin birden fazla kadınla otelde kaldığını, telefon kayıtlarında mutad sayıdan fazla kadınla görüştüğünü ve sosyal medyada başka kadınlarla duygusal yazışmalar yaptığını iddia etmiştir. Bu deliller karşısında, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/23757 E. sayılı kararına göre, davacı kadının davasını TMK m. 161 (zina) yerine TMK m. 166 (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) uyarınca açması durumunda sonuç ne olurdu? Zina suçlamasının ispat standardı ile genel boşanma sebebinin ispat standardı arasındaki farkı bu olay üzerinden tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194249

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/23757 E. sayılı kararında, davalı erkeğin başka kadınlarla otelde kalması 'zina' olarak kabul edilmiş ve zinaya dayalı davanın kabulü gerektiği belirtilmiştir. Zina (TMK m. 161), mutlak bir boşanma sebebidir. İspatlandığında, mahkeme evlilik birliğinin çekilmez hale gelip gelmediğini araştırmadan boşanmaya karar vermek zorundadır. İspat standardı yüksektir ve genellikle cinsel birleşmeyi veya buna karine teşkil edecek çok güçlü olguları (aynı odada geceleme gibi) gerektirir. Eğer davacı, bu olaylara dayanarak davasını TMK m. 166 (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) uyarınca açsaydı, sonuç yine boşanma olurdu. Ancak bu durumda ispat standardı daha düşüktür. Erkeğin başka kadınlarla mutad dışı sıklıkta telefon görüşmeleri yapması veya sosyal medyada flörtöz yazışmalar yapması, tek başına zinayı ispatlamasa da 'sadakat yükümlülüğünü ihlal' ve 'güven sarsıcı davranış' olarak kabul edilir. Bu davranışlar, evlilik birliğini temelinden sarstığı ve ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirdiği için TMK m. 166 uyarınca boşanma sebebi sayılır. Yani, aynı deliller zinayı ispatlayamasa bile, genel boşanma sebebi için fazlasıyla yeterlidir.