Bir davada 'taraf sıfatı' (husumet) yokluğu, bir dava şartı mıdır, yoksa bir ilk itiraz mıdır? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/14-2261 E. sayılı kararı ışığında, mahkemenin taraf sıfatı yokluğunu tespit etmesi halinde nasıl bir karar vermesi gerektiğini ve bu kararın hukuki niteliğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194194

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/14-2261 E., 2018/777 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, 'taraf sıfatı' (aktif veya pasif husumet ehliyeti), bir dava şartı veya ilk itiraz değil, dava konusu subjektif hakkın özüne ilişkin bir 'maddi hukuk' sorunudur. Bu, şu anlama gelir: Taraf sıfatı, davanın usulüne değil, esasına ilişkindir. Mahkeme, taraf sıfatının yokluğunu davanın her aşamasında re'sen (kendiliğinden) gözetir. Eğer mahkeme, davacı veya davalının o davada taraf sıfatına sahip olmadığını tespit ederse, davayı 'dava şartı yokluğundan usulden reddetmez'. Bunun yerine, davanın esasına girerek, taraf sıfatı yokluğu nedeniyle 'esastan reddine' karar verir. Bu karar, davanın dinlenemeyeceğine ilişkin bir usulü karar değil, taraf olarak gösterilen kişinin o hakka sahip olmadığını veya o yükümlülük altında bulunmadığını tespit eden esasa ilişkin bir karardır.