Boşanma davası devam ederken, eşlerden birinin, müşterek çocuğun velayetini fiilen elinde bulundurmasına rağmen, diğer eşin çocuğu görmesini engellemesi halinde, çocuğu görmek isteyen eşin başvurabileceği hukuki yol nedir? Bu durum, boşanma davasında 'kusur' değerlendirmesini ve nihai 'velayet' kararını nasıl etkiler?
Boşanma davası açıldığında, hakim, dava süresince çocuğun velayetini 'tedbiren' eşlerden birine verir ve diğer eş ile çocuk arasında 'geçici kişisel ilişki' kurulmasına karar verir. Velayeti tedbiren elinde bulunduran eş, mahkemenin belirlediği bu kişisel ilişki kurulması kararına uymak ve diğer eşin çocuğu görmesini sağlamakla yükümlüdür. Eğer bu yükümlülüğünü yerine getirmez ve diğer eşin çocuğu görmesini engellerse, çocuğu görmek isteyen eşin başvurabileceği hukuki yollar şunlardır: 1) İcra Yoluyla Çocuk Teslimi: Çocuğu görmek isteyen eş, Aile Mahkemesi'nin verdiği 'geçici kişisel ilişki kurulması' ara kararına dayanarak, icra dairesine başvurabilir. İcra dairesi, bir uzman (pedagog, sosyal çalışmacı) eşliğinde, mahkeme kararında belirtilen gün ve saatlerde çocuğun diğer ebeveyne 'teslim edilmesi' için işlem yapar. (Not: Güncel mevzuatta bu işlemler artık Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri aracılığıyla, icra daireleri devre dışı bırakılarak yapılmaktadır). 2) Mahkemeye Başvuru: Eş, boşanma davasının görüldüğü Aile Mahkemesi'ne bir dilekçe ile başvurarak, diğer eşin mahkeme kararına uymadığını ve çocuğu görmesini engellediğini bildirebilir. Mahkemeden, diğer eşin uyarılmasını ve tedbiren velayetin değiştirilmesini talep edebilir. Bu durumun kusur ve velayet kararına etkisi çok önemlidir: - Kusur Değerlendirmesi: Bir eşin, diğer eşin çocukla kişisel ilişki kurma hakkını haksız yere engellemesi, Yargıtay tarafından ağır bir 'kusur' olarak kabul edilmektedir. Bu davranış, evlilik birliğinin devamını diğer eş için çekilmez kılan bir tutum olarak görülür ve boşanma davasında o eşin aleyhine bir kusur olarak değerlendirilir. - Nihai Velayet Kararı: Çocuğun velayetinin kime verileceğine karar verirken hakimin en temel ölçütü 'çocuğun üstün yararı'dır. Bir ebeveynin, diğer ebeveyn ile çocuğun bağını koparmaya yönelik bu tür engelleyici tavırları, çocuğun psikolojik gelişimi açısından zararlı ve çocuğun üstün yararına aykırı bir davranış olarak kabul edilir. Bu nedenle, diğer koşullar eşit olsa bile, çocuğu göstermeyen, diğer ebeveyni kötüleyen eşin, nihai velayeti alma şansı önemli ölçüde azalır. Hakim, velayeti, çocuğun diğer ebeveynle olan ilişkisine saygı duyan ve bu ilişkiyi destekleyecek olan tarafa vermeyi tercih edecektir.