Bir trafik kazasında, ehliyetsiz bir sürücünün kullandığı aracın ruhsat sahibinin de olay yerinde olduğunu ve sürücünün alkollü olduğunu bildiğini varsayalım. Bu durumda, meydana gelen yaralanmalı veya ölümlü bir kazada, ruhsat sahibinin 'taksirle yaralama/öldürme' suçuna iştirakinin hukuki dayanağı ne olabilir? 'Garantörlük' kavramı bu bağlamda bir rol oynar mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194159

Bu senaryoda ruhsat sahibinin cezai sorumluluğu, TCK'nın genel hükümleri çerçevesinde 'taksirle işlenen suça iştirak' ve 'ihmali davranışla suç işleme' kavramları üzerinden tartışılabilir. 1) Taksirle İşlenen Suça İştirak: TCK, iştirak müessesesini kasten işlenen suçlar için düzenlemiş olsa da, Yargıtay'ın istisnai kararlarında ve doktrinde, bir kişinin başka birinin taksirli fiil işlemesine yine taksirle neden olması halinde sorumluluğun doğabileceği kabul edilmektedir. Ruhsat sahibi, alkollü ve ehliyetsiz bir kişinin tehlikeli bir şekilde araç kullanacağını öngörebilecek durumda olmasına rağmen, bu tehlikenin gerçekleşmemesi için gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek aracın kullanılmasına izin vermekle, sürücünün işleyeceği 'taksirle yaralama/öldürme' suçunun neticesinden taksirle sorumlu tutulabilir. 2) Garantörlük Kavramı ve İhmali Davranışla Suç İşleme (TCK m. 83, 88): Daha güçlü bir hukuki dayanak 'garantörlük' kavramı olabilir. Garantör, belirli bir tehlikenin meydana gelmesini önleme konusunda hukuki bir yükümlülük altında olan kişidir. Bu yükümlülük, kanundan, sözleşmeden veya 'önceki tehlikeli fiilden' kaynaklanabilir. Ruhsat sahibi, tehlikeli bir alet olan motorlu aracın maliki olarak, bu aracın üçüncü kişilere zarar vermesini önleme yönünde genel bir dikkat ve özen yükümlülüğü altındadır. Aracı, tehlike yaratacağı açıkça belli olan (alkollü ve ehliyetsiz) bir kişiye teslim etmekle, kendisi bir 'tehlike kaynağı' yaratmış olur. Bu andan itibaren, bu tehlikeden bir zarar doğmasını önlemekle hukuken yükümlü hale gelir (önceki tehlikeli fiilden kaynaklanan garantörlük). Bu önleme yükümlülüğünü (örneğin, sürücüyü durdurma, polise haber verme) yerine getirmeyerek kazanın meydana gelmesine seyirci kalması, 'ihmali davranışla taksirle yaralama/öldürme' suçundan sorumlu tutulması için güçlü bir gerekçe oluşturur. Bu durumda fail, sadece 'yardım eden' değil, ihmali suçun 'faili' olarak dahi sorumlu tutulabilir.