Çekişmeli boşanma davasında, tarafların evlilik birliği içinde edindikleri ve aile konutu olarak kullandıkları taşınmazın, boşanma davası devam ederken diğer eşin rızası olmadan satılması halinde, mağdur olan eşin başvurabileceği hukuki yollar nelerdir? 'Aile konutu şerhi'nin bu süreçteki önleyici rolünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194156

Evlilik birliği içinde eşlerin birlikte yaşadıkları konut, 'aile konutu' olarak özel bir hukuki korumaya tabidir (TMK m. 194). Boşanma davası devam ederken, bu konutun mülkiyeti eşlerden sadece birinin üzerine kayıtlı olsa bile, o eş, diğer eşin 'açık rızası' olmadan aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemez, konutu devredemez veya üzerindeki hakları sınırlayamaz. Eğer malik olan eş, diğer eşin rızasını almadan aile konutunu üçüncü bir kişiye satarsa, rızası alınmayan eşin başvurabileceği hukuki yollar şunlardır: 1) Tapu İptali ve Tescil Davası: Rızası alınmayan eş, satışı öğrendiği andan itibaren, evi satın alan üçüncü kişiye karşı 'tapu iptali ve tescil' davası açabilir. Bu davada, satışı yapan eş ile evi alan üçüncü kişi davalı olarak gösterilir. Eğer evi satın alan üçüncü kişi, bu konutun 'aile konutu' olduğunu 'biliyorsa' veya 'bilmesi gerekiyorsa', yani 'kötü niyetli' ise, yapılan satış işlemi iptal edilir ve tapu eski haline getirilir. Üçüncü kişinin iyi niyeti, davanın sonucunu belirler. 2) Aile Konutu Şerhinin Rolü: İşte 'aile konutu şerhi' bu noktada hayati bir öneme sahiptir. Eşlerden biri, evlilik devam ederken veya boşanma davası sırasında, tapu kütüğüne 'aile konutu şerhi' konulmasını talep edebilir. Bu şerh tapuya işlendiğinde, konutun aile konutu olduğu aleniyet kazanır. Artık evi satın alacak hiçbir üçüncü kişi, 'ben buranın aile konutu olduğunu bilmiyordum, iyi niyetliyim' savunmasını yapamaz. Aile konutu şerhi, üçüncü kişilerin iyi niyetini ortadan kaldıran, çok güçlü bir koruma mekanizmasıdır. Şerh varken yapılan bir satış, diğer eşin rızası yoksa, her durumda iptal edilebilir. Bu şerh, boşanma davası açılmadan önce dahi talep edilebilir ve önleyici bir tedbir olarak büyük önem taşır.