5271 sayılı CMK'nın 46/1-c maddesi uyarınca, 'noterlerin' bu sıfatları dolayısıyla hizmet verdikleri kişiler hakkında öğrendikleri bilgilerle ilgili tanıklıktan çekinme hakkı, hangi tür bilgileri kapsar? Noterin, huzurunda yapılan bir işlemin sahte olduğu iddiasıyla açılan bir ceza davasında, işlemin yapılış şekli hakkında tanıklık yapmaktan çekinmesi mümkün müdür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194149

CMK m. 46/1-c, noterlere, 'bu sıfatları dolayısıyla hizmet verdikleri kişiler hakkında öğrendikleri bilgiler' konusunda tanıklıktan çekinme hakkı tanır. Bu hakkın kapsamı, noterlerin mesleki sır saklama yükümlülüğü ile ilgilidir. Kapsama giren bilgiler, kişilerin notere işlem yaptırırken paylaştıkları özel, ticari veya mali sırlardır. Örneğin, bir vasiyetnamenin içeriği, bir şirketin kuruluş sözleşmesindeki özel hükümler veya bir mal satışı sırasında tarafların anlaştığı ancak resmiyete dökülmeyen mali detaylar bu kapsama girebilir. Ancak, noterin huzurunda yapılan bir işlemin 'kendisi' ve bu işlemin 'yapılış şekli', bir sır değil, aleni ve resmi bir olgudur. Noter, bu işlemi bizzat yapan ve ona resmiyet kazandıran kamu görevlisidir. Bu nedenle, noterin düzenlediği bir belgenin (örneğin, bir satış senedinin veya vekaletnamenin) sahte olduğu veya düzenlenmesi sırasında usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla açılan bir ceza davasında, noter 'olayın tanığı' konumundadır. Bu durumda noter, işlemin kimler tarafından, ne şekilde yapıldığı, tarafların iradelerinin serbest olup olmadığı gibi hususlarda tanıklık yapmakla yükümlüdür. Bu bilgiler, noterin 'hizmet verdiği kişiden öğrendiği bir sır' değil, bizzat 'kendisinin icra ettiği resmi bir görevin' parçasıdır. Dolayısıyla noter, bu konularda meslek sırrı gerekçesiyle tanıklıktan çekinemez. Aksi bir yorum, noter işlemlerinin denetlenmesini imkansız hale getirirdi.