İdari yargıda dava dilekçesinin, İYUK m. 4'te belirtilen yerler (yetkili mahkeme, asliye hukuk mahkemesi, konsolosluk) dışında bir yere verilmesi, örneğin doğrudan davalı idareye verilmesi, hukuken geçerli bir dava açma işlemi midir? Bu durumun dava açma süresi açısından sonucu ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194139

Hayır, hukuken geçerli bir dava açma işlemi değildir. İYUK m. 4, idari dava dilekçelerinin verileceği yerleri sınırlı olarak saymıştır. Bunlar; davanın görüleceği Danıştay, idare veya vergi mahkemesi başkanlıkları; bu mahkemelerin bulunmadığı yerlerde 'aracı' sıfatıyla asliye hukuk mahkemeleri; yurtdışında ise yine 'aracı' sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti konsolosluklarıdır. Dilekçenin, bu sayılan yerler dışındaki bir mercie, örneğin doğrudan davanın tarafı olan davalı idareye (Bakanlık, Valilik, Belediye vb.) verilmesi, kanunun aradığı anlamda bir 'dava açma' işlemi olarak kabul edilmez. Davalı idareye yapılan bu başvuru, İYUK m. 11 kapsamında bir 'idari başvuru' olarak nitelendirilebilir ve sadece dava açma süresini durdurucu bir etki yapabilir. Ancak bu, davanın açıldığı anlamına gelmez. Dava açma süresi açısından sonucu şudur: Kişi, süresi içinde dilekçesini yanlışlıkla idareye vermişse, dava açmış sayılmaz. İdare bu başvuruya cevap verdikten veya 30 günlük cevap verme süresi bittikten sonra, duran dava açma süresinin kalan kısmı içinde, bu kez doğru yer olan yetkili idare mahkemesine dava açmak zorundadır. Eğer bu süre de kaçırılırsa, dava açma hakkı düşer.