5237 sayılı TCK'nın 302. maddesinde düzenlenen suçun bir 'tehlike suçu' olması, 'teşebbüs' kurumunun uygulanabilirliği açısından ne anlama gelir? Bu suça teşebbüs mümkün müdür?
TCK m. 302'de düzenlenen Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma suçu, bir 'tehlike suçu'dur. Yani, suçun tamamlanması için amaçlanan neticenin (bölünme gibi) gerçekleşmesi gerekmez; bu neticeyi doğurmaya elverişli/vahim nitelikteki fiillerin işlenmesiyle suç tamamlanmış olur. Bir suçun tehlike suçu olması, teşebbüs kurumunun uygulanabilirliğini genellikle zorlaştırır veya ortadan kaldırır. Çünkü tehlike suçlarında, suçun icra hareketi olarak kabul edilen fiil yapıldığı anda, aynı zamanda tehlike neticesi de meydana geldiği için suç 'tamamlanmış' olur. Metinde, bu suça teşebbüsün mümkün olmadığı belirtilmiştir. Bunun gerekçesi şudur: Fail, TCK m. 302'deki amaca yönelik olarak, bu suçu oluşturmaya 'elverişli' bir fiili işlemeye başladığı anda, suç zaten tamamlanmış sayılır. Örneğin, devletin bütünlüğünü bozmak amacıyla bir kamu binasına bomba yerleştirme eylemi, bombanın patlamasını beklemeden, yerleştirme anında suçu tamamlar. Çünkü bu eylem, bizatihi elverişli bir icra hareketi olup tehlikeyi yaratmıştır. Failin, elverişli/vahim nitelikteki bir fiile başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması hali (örneğin, bombayı yerleştirirken yakalanması) teorik olarak düşünülebilse de, Yargıtay uygulaması bu tür eylemleri 'icra hareketlerinin bölünemezliği' ve suçun bir 'kalkışma' suçu olması niteliğiyle, tamamlanmış suç olarak kabul etme eğilimindedir. Dolayısıyla, bu suç tipinde teşebbüs hükümlerinin uygulanma alanı neredeyse yoktur.