Haksız tutuklama nedeniyle açılan bir tazminat davasında, davacının tutuklu kaldığı dönemde 'KPSS sınavına giremediği, atanamadığı ve mesleğini yapamadığı için' uğradığını iddia ettiği zarar, maddi tazminat kapsamında mıdır? Yargıtay'ın bu tür zararları niteleme şekli ve gerekçesi nedir?
Hayır, bu tür bir zarar maddi tazminat kapsamında kabul edilmez. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2021/7038 E. sayılı kararında da belirtildiği üzere, davacının KPSS sınavına girememesi, bu nedenle atanamaması ve mesleğini yapamaması nedeniyle oluştuğunu ileri sürdüğü zarar, 'maddi tazminata konu edilemez'. Yargıtay'ın bu tür zararları reddetmesinin temel gerekçesi, bu zararların 'somut' ve 'doğrudan' bir zarar olmaktan ziyade, 'muhtemel', 'varsayımsal' ve 'dolaylı' bir zarar niteliği taşımasıdır. Maddi tazminatın amacı, kişinin malvarlığında haksız fiil nedeniyle meydana gelen 'gerçek' ve 'ispatlanabilir' azalmayı karşılamaktır. Davacının KPSS'ye girseydi kesin olarak kazanacağı, kazansaydı kesin olarak atanacağı ve atansaydı ne kadar gelir elde edeceği gibi hususlar, bir dizi varsayıma dayanır ve somut bir zarar olarak kabul edilmez. Bu tür kayıplar, kişinin geleceğe yönelik umutlarının ve kariyer beklentilerinin engellenmesi nedeniyle yaşadığı 'manevi ıstırabın' bir parçası olarak görülür ve hükmedilecek 'manevi tazminat' miktarının takdirinde bir ölçüt olarak dikkate alınabilir, ancak ayrı bir maddi zarar kalemi olarak hesaplanıp hüküm altına alınmaz.