5237 sayılı TCK'nın 302. maddesinde düzenlenen 'Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma' suçu ile aynı kanunun 314. maddesindeki 'Silahlı Örgüt Üyeliği' suçu arasındaki ilişkiyi, Yargıtay'ın benimsediği 'amaç suç - araç suç' ve 'geçitli suç' dogmaları çerçevesinde analiz ediniz. Bir örgüt üyesinin, örgütün amacı doğrultusunda TCK m. 302 kapsamına giren bir eylem gerçekleştirmesi halinde, hangi suçtan sorumlu tutulması gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194129

TCK m. 314'te düzenlenen silahlı örgüt üyeliği, bizatihi bir suç olmakla birlikte, genellikle daha ağır olan başka suçların (amaç suçların) işlenmesi için bir 'araç suç' niteliği taşır. TCK m. 302'de düzenlenen Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma suçu ise, terör örgütlerinin nihai hedefini oluşturan bir 'amaç suç'tur. Bu iki suç arasındaki ilişki, ceza hukukundaki 'geçitli suç' (subsidiarite) dogması ile açıklanır. Geçitli suç, bir fiilin daha ağır bir suçun işlenmesi aşamasında bir basamak oluşturması ve ağır suç işlendiğinde, hafif olan araç suçun hukuken görünmez hale gelmesidir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin E:2011/4205 sayılı kararında da açıkça belirtildiği gibi, bir silahlı örgüt üyesi, sadece örgütsel faaliyetlerde bulunuyorsa (toplantıya katılma, propaganda yapma vb.) TCK m. 314'ten (örgüt üyeliği) cezalandırılır. Ancak bu üye, bir adım daha ileri giderek, örgütün nihai amacı doğrultusunda TCK m. 302 kapsamına giren 'elverişli/vahim nitelikte' bir fiil (örneğin, bir kamu binasını bombalama, siyasi bir suikast gerçekleştirme) işlerse, artık sadece TCK m. 302'den sorumlu tutulur. Bu durumda, daha hafif olan örgüt üyeliği suçu (araç suç), daha ağır olan TCK m. 302 (amaç suç) içinde erimiş sayılır. Faile hem örgüt üyeliğinden hem de TCK m. 302'den ayrı ayrı ceza verilmesi, 'non bis in idem' (aynı fiilden iki kez ceza yasağı) ilkesine aykırı olur. Dolayısıyla fail, sadece cezası daha ağır olan amaç suçtan sorumlu tutulur.