5271 sayılı CMK'nın 46. maddesinde sayılan, meslekleri gereği tanıklıktan çekinebilecek kişiler (avukat, hekim, mali müşavir) bu haklarını kullandıklarında, mahkemenin bu durumu delil değerlendirmesi açısından nasıl yorumlaması gerekir? Çekinme hakkının kullanılması, sanık aleyhine bir karine olarak kullanılabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194126

Hayır, kesinlikle kullanılamaz. CMK m. 46'da düzenlenen tanıklıktan çekinme hakkı, kanun tarafından belirli meslek gruplarına tanınmış bir 'haktır' ve bu hakkın kullanılması, kullanan kişi veya temsil ettiği sanık/ilgili aleyhine yorumlanamaz. Bu, 'hakların kullanılmasının kötüye kullanılamayacağı' ve 'susma hakkı' gibi temel ceza muhakemesi ilkelerinin bir yansımasıdır. Mahkemenin delil değerlendirmesi açısından izlemesi gereken tutum şudur: - Çekinme Hakkının Kullanılması Nötr Bir Durumdur: Mahkeme, bir avukatın veya hekimin tanıklıktan çekinmesini, 'demek ki sakladıkları bir şey var' veya 'bu durum sanığın aleyhine' şeklinde yorumlayamaz. Bu, tamamen tarafsız ve nötr bir hukuki durum olarak kabul edilmelidir. Çekinme hakkının kullanılması, ne bir ikrar ne de bir delil karartma çabası olarak nitelendirilebilir. - Boşluk Delil Değildir: Tanık, çekinme hakkını kullandığında, onun beyanıyla ispatlanması umulan vakıa hakkında dosyada bir 'boşluk' oluşur. Mahkeme, bu boşluğu sanık aleyhine dolduramaz. Mahkeme, kararını sadece dosyada mevcut olan diğer hukuka uygun delillere göre vermek zorundadır. Eğer tanığın beyanı, mahkumiyet için kilit bir delil ise ve bu tanık çekinme hakkını kullanmışsa, mahkumiyet için yeterli delil kalmamış olabilir. Bu durumda, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerekebilir. Sonuç olarak, tanıklıktan çekinme hakkının kullanılması, sanık aleyhine bir karine oluşturmaz ve mahkemenin delil takdirinde olumsuz bir faktör olarak değerlendirilemez.