Bir trafik kazasında, ehliyetsiz bir sürücünün kullandığı aracın ruhsat sahibinin, sürücünün alkollü olduğunu bilmesi veya bilebilecek durumda olması, ruhsat sahibinin hukuki ve cezai sorumluluğunu nasıl etkiler?
Bu durum, ruhsat sahibinin sorumluluğunu hem idari hem de adli boyutta ağırlaştırabilir. Sorumluluğu iki açıdan değerlendirmek gerekir: 1) İdari Sorumluluk (KTK): Karayolları Trafik Kanunu m. 36, aracı 'ehliyetsiz kişiye kullandırma' fiilini ayrı bir kabahat olarak düzenler ve ruhsat sahibine idari para cezası öngörür. Bu temel sorumluluktur. Ancak, sürücünün aynı zamanda alkollü olduğunu bilerek aracı teslim etmesi, KTK'nın genel prensipleri ve trafik güvenliğini sağlama amacı çerçevesinde, idarenin takdir edeceği cezanın üst sınıra yakın belirlenmesinde bir etken olabilir. Kanunda bu durum için özel bir katlamalı ceza öngörülmemiş olsa da, fiilin vahameti idari işlemlerde dikkate alınabilir. 2) Cezai Sorumluluk (TCK): Durumun en önemli sonucu cezai sorumluluk alanında ortaya çıkar. Eğer ehliyetsiz ve alkollü sürücü, birinin ölümüne veya yaralanmasına neden olan bir kazaya karışırsa, sürücü 'taksirle ölüme veya yaralanmaya neden olma' suçundan (TCK m. 85, 89) yargılanacaktır. Bu durumda, aracı hem ehliyetsiz hem de alkollü olduğunu bilerek teslim eden ruhsat sahibinin durumu, 'suça iştirak' kapsamında değerlendirilir. Ruhsat sahibi, sürücünün işleyeceği taksirli suça 'taksirle' iştirak etmiş sayılabilir. TCK, kasten işlenen suçlara iştiraki düzenlemiş olsa da, Yargıtay içtihatları, belirli koşullarda taksirli suça iştirakin mümkün olabileceğini kabul etmektedir. Ruhsat sahibinin, öngörülebilir bir tehlikeye (alkollü ve ehliyetsiz birinin kaza yapma ihtimali) rağmen, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak aracı teslim etmesi, onu kazanın sonucundan 'taksirle sorumlu' hale getirebilir ve 'yardım eden' sıfatıyla ceza almasına yol açabilir. Ayrıca, bu durum hukuk mahkemelerinde açılacak tazminat davalarında da ruhsat sahibinin 'müteselsil sorumluluğunu' doğuracaktır.