Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 09.10.2017 tarihli, 2017/1194 E. sayılı kararında, kasten yaralama suçuna ilişkin adli tıp raporunda 'basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek bulguların ne olduğunun açıkça belirtilmemesi' neden bir bozma sebebi sayılmıştır? Bu durum, bilirkişi raporlarının taşıması gereken hangi temel nitelikle ilgilidir?
Bu durum, bir bilirkişi raporunun (bu kapsamda adli tıp raporunun) taşıması gereken en temel niteliklerden olan 'gerekçeli, denetime elverişli ve açık olma' zorunluluğu ile ilgilidir. Ceza yargılamasında hakim, teknik veya özel bilgi gerektiren konularda bilirkişinin yardımına başvurur, ancak bilirkişinin vardığı sonuçla bağlı değildir. Hakimin, raporu takdir edebilmesi ve denetleyebilmesi için, raporun sonuca nasıl ulaştığını adım adım, bilimsel ve mantıksal gerekçeleriyle açıklaması gerekir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, raporun, yaralanmanın 'basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceği' şeklinde soyut bir sonuca varması, ancak bu sonuca hangi somut bulgulara (örneğin, belirli bir kemikteki kırık, belirli bir organdaki işlev kaybı vb.) dayanarak ulaştığını 'açıkça belirtmemesi' eleştirilmiştir. Sadece sonuç belirten ancak gerekçesini ve dayandığı somut verileri açıklamayan bir rapor, 'denetime elverişli' değildir. Hakim, bu raporun doğruluğunu veya yanlışlığını değerlendiremez. Tarafların (savcı, müdafii) da bu rapora karşı etkili bir şekilde itirazda bulunması veya argüman geliştirmesi imkansızlaşır. Bu nedenle, gerekçesiz ve açıklamasız raporlar hükme esas alınamaz ve bu tür bir rapora dayanılarak hüküm kurulması, Yargıtay tarafından bir bozma nedeni olarak kabul edilir.