5271 sayılı CMK'nın 206. maddesi uyarınca, delillerin ortaya konulması ve reddi sürecinde, mahkemenin bir delili reddetme gerekçeleri sınırlı mıdır? Sanığın veya müdafiinin sunduğu bir delilin, 'davanın sonucuna etki etmeyeceği' gerekçesiyle reddedilmesi hukuka uygun mudur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194105

Evet, mahkemenin delil reddetme gerekçeleri CMK m. 206/2'de sınırlı (tahdidi) olarak sayılmıştır ve bu sınırların dışına çıkılması hukuka aykırıdır. Bu maddeye göre, ortaya konulması istenen bir delil, ancak şu üç halde reddedilebilir: a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse. (Örn: Hukuka aykırı arama sonucu elde edilen delil) b) Delil, davanın ispatı amacına yönelik olmayan, yani ilgisiz bir delil ise. (Örn: Hırsızlık davasında sanığın komşusunun evlilik sorunlarına dair delil) c) Delil, sadece davayı uzatmak amacıyla ileri sürülmüşse. Bu üç gerekçe dışında, mahkemenin bir delili reddetme yetkisi yoktur. Özellikle, mahkemenin, bir delilin 'davanın sonucuna etki etmeyeceği' veya 'gereksiz olduğu' gibi bir gerekçeyle reddetmesi hukuka aykırıdır. Bir delilin davaya etki edip etmeyeceği veya gerekli olup olmadığı, ancak tüm deliller toplandıktan ve birlikte tartışıldıktan sonra, yani hüküm aşamasında takdir edilebilir bir husustur. Yargılama aşamasında, bu tür bir subjektif değerlendirme ile delillerin toplanmasını engellemek, 'delillerin serbestçe değerlendirilmesi' ilkesine ve en önemlisi 'savunma hakkının kısıtlanmasına' yol açar. Sanık veya müdafii, savunmasını dayandırdığı bir delilin toplanmasını isteme hakkına sahiptir; bu delilin takdiri mahkemeye aittir, ancak toplanmasının engellenmesi kural olarak mümkün değildir.