Bir ceza davasında, sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının, 'seçenek yaptırıma' (örneğin adli para cezası veya kamuya yararlı işte çalışma) çevrilmiş olduğunu varsayalım. Hükümlünün, bu seçenek yaptırım infaz edilmeden önce başka bir suçtan tutuklanması, seçenek yaptırımın akıbetini nasıl etkiler? İnfaz savcılığı bu durumda seçenek yaptırımı hapse çevirebilir mi?
Hayır, infaz savcılığı bu durumda seçenek yaptırımı doğrudan hapse çeviremez. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin E:2021/9957 sayılı kanun yararına bozma kararında ele alınan bu durum, seçenek yaptırımların infazının 'imkansız hale gelmesi' ile 'geçici olarak ertelenmesi' arasındaki farkı ortaya koymaktadır. Bir seçenek yaptırımın, hükümlünün kasıtlı olarak yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde hapse çevrilmesi mümkündür (5275 sayılı Kanun m. 106). Ancak, hükümlünün başka bir suçtan dolayı tutuklanması, onun kendi iradesiyle infazdan kaçtığı veya yükümlülüklerini ihlal ettiği anlamına gelmez. Bu durum, infazı 'hukuken ve fiilen imkansız' kılan bir durum değil, sadece geçici olarak 'erteleyen' bir nedendir. Tutukluluk hali, CMK m. 102'de belirtilen azami süreler sonunda veya daha erken bir tarihte sona erebilecek geçici bir tedbirdir. Dolayısıyla, doğru hukuki yaklaşım, hükümlünün tutukluluk halinin sona ermesini beklemek ve tahliye olduğunda seçenek yaptırımın infazına başlamaktır. Yargıtay da kararında bu yönde bir sonuca varmış, hükümlünün tutuklu olmasının infazı imkansız hale getirmediğini, bu nedenle seçenek yaptırımın hapse çevrilemeyeceğini belirtmiştir.