Bir trafik kazasında yaralanan mağdurun adli muayene raporunda, kasten yaralama suçunun maddi unsurlarını (vücuda acı verme, sağlığın bozulması) gösteren objektif bulgular yerine sadece 'hassasiyet' gibi sübjektif bir ibareye yer verilmesi, fiilin TCK m. 86 kapsamında değerlendirilmesine engel midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194099

Hayır, tek başına engel değildir ancak ispat açısından zorluk yaratır. Kasten yaralama suçunun (TCK m. 86) oluşması için mağdurun vücuduna acı verilmesi, sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulması yeterlidir. Bu sonuçların mutlaka gözle görülür bir iz (lezyon) bırakması şart değildir. Bir kişiye vurulması sonucu görünür bir morluk veya yara oluşmasa da, o kişi acı hissetmiş ve sağlığı anlık da olsa bozulmuş olabilir. 'Hassasiyet' ibaresi, hekimin muayene ettiği bölgeye dokunduğunda mağdurun acı tepkisi verdiğini gösteren sübjektif bir bulgudur. Metindeki tartışmada, bu tür sübjektif raporların tek başına mahkumiyete yeterli görülmediği, özellikle diğer delillerle çelişiyorsa 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin devreye girdiği belirtilmektedir. Ancak, bu durum 'kasten' işlenen suçlar için geçerlidir. Trafik kazası gibi 'taksirle' işlenen suçlarda durum farklıdır. Taksirle yaralama suçunun oluşması için, failin taksirli bir hareketiyle (dikkatsizlik, tedbirsizlik) bir başkasının yaralanmasına neden olması yeterlidir. Yaralanmanın derecesi (basit tıbbi müdahale ile giderilebilir olup olmaması) cezanın belirlenmesinde rol oynar. Eğer kazanın taksirle meydana geldiği diğer delillerle (kaza tespit tutanağı, tanık beyanları) sabitse, mağdurun adli raporunda sadece 'hassasiyet' yazması dahi, bir yaralanmanın ve sağlık bozulmasının varlığını göstermeye yeterli olabilir ve failin taksirle yaralama suçundan (TCK m. 89) sorumlu tutulmasına neden olabilir. Dolayısıyla 'hassasiyet' ibaresi, diğer delillerle desteklendiğinde, özellikle taksirli suçlarda, yaralama suçunun maddi unsurunun gerçekleştiğine dair bir kanıt olarak kabul edilebilir.