5237 sayılı TCK'nın 314. maddesinde düzenlenen silahlı örgüt üyeliği suçu ile TCK m. 302'de düzenlenen devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu arasındaki ilişki, 'geçitli suç' (sübdisidiarite) ilkesi açısından nasıl şekillenir? Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin E:2011/4205 sayılı kararına göre, failin her iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırılması mümkün müdür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194098

Geçitli suç (sübdisidiarite/tali norm), bir suçun, daha ağır başka bir suçun işlenmesi için bir araç olarak kullanılması ve asıl ağır suç işlendiğinde, daha hafif olan araç suçun, ağır suçun içinde erimesi durumudur. TCK m. 314 (örgüt üyeliği), m. 302 (devletin birliğini bozma) suçunun işlenmesi için bir hazırlık hareketi ve araç niteliğindedir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin E:2011/4205 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'amaç suç işlendiğinde fail geçitli suçlardaki özellik nedeniyle amaç suç ile amaç suça yönelik olarak gerçekleştirilmiş bulunan araç suçlardan ilgili hükümlere göre cezalandırılacak, ancak örgütün kurucusu, yöneticisi ve üyesi olmaktan ceza verilmeyecektir.' Yani, bir silahlı örgüt üyesi, örgütün amacı doğrultusunda TCK m. 302 kapsamına giren 'elverişli/vahim nitelikte' bir fiil (bombalama, suikast vb.) işlerse, artık sadece TCK m. 302'den (amaç suç) cezalandırılır. Ayrıca örgüt üyeliğinden (TCK m. 314) ceza verilmez, çünkü örgüt üyeliği, daha ağır olan amaç suçun içinde erimiş sayılır. Kararda, sanık hakkında hem m. 302'den hem de m. 314'ten ayrı ayrı davalar açılmasının hatalı olduğu, bu davaların birleştirilerek, sanığın eyleminin hangi suçu oluşturduğunun (sadece örgüt üyeliği mi, yoksa amaç suça ulaşmış bir eylem mi) tek bir yargılama ile değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Dolayısıyla, failin her iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırılması mümkün değildir; 'non bis in idem' (aynı fiilden iki kez yargılama ve ceza yasağı) ilkesi gereği sadece daha ağır olan amaç suçtan ceza verilir.