5271 sayılı CMK'nın 257. ve 258. maddeleri uyarınca, emanetteki bir eşyanın müsaderesi veya iadesi kararına karşı kanun yoluna başvurma hakkı kimlere aittir? Sanığın babasının bu hakkı kullanıp kullanamayacağını Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin E:2013/17485 sayılı kararı çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194097

CMK m. 257, müsadere veya iade talebinde bulunabilecek kişileri 'malen sorumlu olanlar, şikâyetçi ve Cumhuriyet savcısı' olarak sayarken, m. 258 bu kararlara karşı kanun yoluna başvurabilecek kişileri 'Cumhuriyet savcısı, katılan ve 257 nci maddede belirlenen kişiler' olarak tanımlar. '257. maddede belirlenen kişiler' ifadesi, eşya üzerinde hak sahibi olan ve 'malen sorumlu' sıfatını taşıyabilecek kişileri de kapsar. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin E:2013/17485 sayılı kararında, kaçakçılıkta kullanılan aracın müsaderesine karar verilmiştir. Aracın mülkiyeti dava dışı bir kişiye ait görünse de, sanığın babası M.S., aracı fiilen kendisinin satın aldığını ve kullandığını iddia ederek iadesini talep etmiştir. Mahkeme müsadere kararı verince, bu kararı sanıkla birlikte babası M.S. de temyiz etmiştir. Yargıtay, bu durumu değerlendirirken 'Sanığın babası M.S.’in 5271 sayılı CMK’nın 258. maddesi uyarınca hükmü temyiz hakkı bulunduğu kabul edilerek' inceleme yapmıştır. Bu kabul, Yargıtay'ın, müsadereye konu eşya üzerinde mülkiyet veya zilyetlik gibi meşru bir menfaati olduğunu iddia eden ve bu nedenle karardan doğrudan etkilenen kişilerin, tapuda veya resmi kayıtta malik görünmeseler dahi, 'eşya üzerinde hakkı olan kişi' sıfatıyla kanun yoluna başvurma hakkına sahip olduğunu zımnen kabul ettiğini göstermektedir. Dolayısıyla, sanığın babasının, aracın gerçek sahibi olduğu iddiasına dayanarak müsadere kararına karşı kanun yoluna başvurma hakkı (taraf sıfatı) bulunmaktadır.