5271 sayılı CMK'nın 48. maddesi, tanığa 'cevap vermekten çekinme hakkı' tanımaktadır. Bu hakkın kapsamını ve CMK m. 45'te düzenlenen 'tanıklıktan çekinme hakkı' ile arasındaki temel farkı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194094

CMK m. 48'deki 'cevap vermekten çekinme hakkı' ile CMK m. 45'teki 'tanıklıktan çekinme hakkı', birbiriyle karıştırılmaması gereken iki farklı hukuki kurumdur. Temel farkları şunlardır: 1) Hakkın Kapsamı ve Niteliği: - Tanıklıktan Çekinme Hakkı (m. 45): Bu hak, sanığın nişanlısı, eşi, kan veya kayın hısımlığı gibi belirli bir yakınlık ilişkisi içinde olan kişilere tanınmıştır. Bu kişiler, 'tanıklık yapmaktan tamamen çekinme' hakkına sahiptir. Yani, mahkemeye çıkıp 'Ben sanığın eşiyim, tanıklık yapmak istemiyorum' diyerek hiçbir soruya cevap vermeden kürsüden ayrılabilirler. Bu, mutlak bir tanıklık yapmama hakkıdır. - Cevap Vermekten Çekinme Hakkı (m. 48): Bu hak, tanığın kimliği veya sanıkla ilişkisine bakılmaksızın, 'tüm tanıklara' tanınmıştır. Ancak bu hak, tanıklık yapmayı tamamen reddetme hakkı vermez. Tanık, tanıklık yapmak zorundadır, ancak kendisine sorulan sorulardan 'kendisini veya 45. maddedeki yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olanlara' cevap vermeyebilir. Yani, tanık genel olarak ifade verir, ancak kendisini veya yakınını suçlayacak spesifik bir soruya geldiğinde 'Bu soruya cevap vermek istemiyorum' diyebilir. 2) Amacı: Tanıklıktan çekinme hakkı, aile bağlarını ve sadakat ilişkilerini korumayı amaçlar. Cevap vermekten çekinme hakkı ise, Anayasa'nın 38. maddesindeki 'kimsenin kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya zorlanamayacağı' (nemo tenetur) ilkesinin tanıklar için bir yansımasıdır.