Bir memurun, makam tazminatı ödenen bir göreve atandıktan kısa bir süre sonra başka bir göreve atanması durumunda, makam tazminatından yararlanabilmesi için aranan 'altı ay fiilen görev yapma' şartı nasıl yorumlanmalıdır? Danıştay On Birinci Dairesi'nin E:2004/5151 sayılı kararına göre, bu altı aylık sürenin başlangıç ve bitiş tarihleri nasıl tespit edilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194085

657 sayılı DMK'ya ekli IV sayılı Makam Tazminatı Cetveli'ne göre, belirli kadrolarda bulunan memurlara makam tazminatı ödenir. Ancak, bu tazminata hak kazanabilmek için o görevde 'toplam altı ay' süreyle fiilen görev yapmış olmak gibi ek koşullar aranabilmektedir. Danıştay On Birinci Dairesi'nin E:2004/5151 sayılı kararındaki olayda, davacı 18.07.2002'de Daire Başkanlığına atanmış, 17.12.2002'de ise Müşavirliğe atanmıştır. Davalı idare, davacının altı ay Daire Başkanlığı yapmadığı gerekçesiyle makam tazminatını kesmiştir. Danıştay, bu altı aylık sürenin hesabında, kişinin o kadrodaki hukuki statüsünün başlangıç ve bitiş tarihlerini esas almıştır. Davacının Daire Başkanlığı görevi, atandığı 18.07.2002 tarihinde başlamıştır. Bu görevi, yeni atama işlemi olan Müşavirliğe atanma işlemini 'tebellüğ ettiği' 18.12.2002 tarihine kadar yürütmüştür. Tebliğ ile birlikte eski kadrosuyla ilişiği kesilmiş ve yeni bir hukuki statüye girmiştir. Danıştay, 18.07.2002 ile 18.12.2002 tarihleri arasındaki sürenin tam olarak beş ay olduğunu ve kanunun aradığı 'altı ay' şartını sağlamadığını tespit etmiştir. Bu nedenle, davacının makam tazminatından yararlanmasına imkan olmadığına ve idarenin tazminatı kesme işleminin hukuka uygun olduğuna karar vermiştir. Bu karar, altı aylık sürenin hesabında atama ve yeni atamayı tebellüğ tarihlerinin esas alınması gerektiğini ve bu sürenin fiilen tamamlanmasının zorunlu olduğunu göstermektedir.