5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 43/2-d'de düzenlenen 'Kurumda korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde söz söylemek veya davranışta bulunmak' eyleminin disiplin hukuku açısından sınırlarını tartışınız. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin E:2017/1174 sayılı kararında, bu eylem nedeniyle disiplin cezası alan bir hükümlünün tahliye olmasının, disiplin cezasına ilişkin onama talebinin incelenmesine engel teşkil edip etmeyeceği nasıl çözümlenmiştir?
'Kurumda korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde söz söylemek veya davranışta bulunmak' (İnfaz Kanunu m. 43/2-d), ceza infaz kurumunun düzenini ve güvenliğini korumayı amaçlayan genel ve soyut bir disiplin suçu tanımıdır. Bu eylemin sınırları, her somut olayın özelliklerine göre belirlenir. Sadece eleştirel bir ifade değil, diğer hükümlüleri isyana teşvik edebilecek, kurumda bir kargaşa veya endişe ortamı yaratabilecek nitelikteki söz ve davranışlar bu kapsama girer. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin E:2017/1174 sayılı kararındaki uyuşmazlık, bu suçtan disiplin cezası (2 gün hücre hapsi) alan bir hükümlünün, cezanın infaz hakimliğince onaylanması sürecinde 'tahliye olmasıdır'. İnfaz Hakimliği, hükümlü tahliye olduğu için 'karar verilmesine yer olmadığına' karar vermiştir. Yargıtay, bu kararı hukuka aykırı bulmuştur. Gerekçesi şudur: Hükümlü tahliye olmuş olsa bile, gelecekte başka bir suç işlemesi veya cezasının infazının durdurulmuş olması gibi nedenlerle 'yeniden ceza infaz kurumuna alınabileceği' ihtimali vardır. Eğer disiplin cezası onaylanmaz ve hukuki olarak ortadan kalkmazsa, hükümlü yeniden kuruma girdiğinde bu cezanın infazı ile karşı karşıya kalabilir. Ayrıca, alınan disiplin cezaları hükümlünün koşullu salıverilme gibi diğer haklarını da etkileyebilir. Bu nedenle, hükümlü tahliye olsa dahi, disiplin cezasının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin dosyanın esastan incelenip çözüme kavuşturulması gerekir. 'Karar verilmesine yer olmadığı' şeklindeki bir kararla dosyanın sürüncemede bırakılması, İnfaz Hakimliği Kanunu'na aykırıdır.