Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 225. maddesinde düzenlenen 'hükmün konusunun iddianamede gösterilen fiille sınırlı olması' ilkesi, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2007/77 sayılı (CGK) kararında 'mala zarar verme' suçu açısından nasıl yorumlanmıştır? Mahkemenin iddianamede yer almayan bir suçtan hüküm kurabilmesi için hangi usuli yolun izlenmesi gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194070

CMK m. 225/1, 'Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir' hükmüyle, mahkemenin yargılama yapacağı ve hüküm kuracağı konunun sınırlarını çizer. Bu, 'davasız yargılama olmaz' ilkesinin bir yansımasıdır. Mahkeme, savcının iddianamede dava konusu yapmadığı bir fiilden veya suçtan dolayı sanık hakkında kendiliğinden hüküm kuramaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (Özel Daire kararını değerlendiren) 2007/77 sayılı kararında bu ilke somut bir şekilde uygulanmıştır. Olayda sanık hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal ve cinsel saldırı suçlarından dava açılmış, ancak iddianamede 'mala zarar verme' suçundan (pencere telini kesme) açıkça bahsedilmemiş ve bu suç adı veya sevk maddesi gösterilmemiştir. Yerel mahkeme, buna rağmen sanığa mala zarar verme suçundan da ceza vermiştir. Yargıtay, bu durumu CMK m. 225'e aykırı bulmuştur. Mahkemenin, yargılama sırasında ortaya çıkan ancak iddianamede yer almayan yeni bir suçtan dolayı hüküm kurabilmesi için, Cumhuriyet savcısından bu fiile ilişkin bir 'ek iddianame' düzenlemesini talep etmesi ve bu ek iddianame üzerinden sanığın savunmasını alarak yargılama yapması gerekir. Ek iddianame düzenlenmeden, sırf iddianamedeki anlatım içinde geçtiği için dava konusu olmayan bir suçtan hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması ve CMK m. 225'in ihlali anlamına gelir.