Bir ceza davasında sanık, olayla ilgili başka bir dosyada yargılanan bir kişiyi tanık olarak göstermiştir. Mahkemenin bu tanığı dinlerken, CMK m. 45, m. 46 ve m. 48'de düzenlenen çekinme haklarını hatırlatma usulü nasıl olmalıdır? Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin E:2013/3777 sayılı kararında mahkemenin bu konudaki hatası nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194054

Bir kişinin, görülmekte olan bir davada tanıklık yaparken vereceği ifadenin, kendisini veya yakınlarını başka bir suçtan dolayı sanık veya şüpheli durumuna düşürme riski varsa, CMK bu durum için özel güvenceler öngörmüştür. Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin E:2013/3777 sayılı kararındaki olayda, sanık olarak yargılanan kişinin aynı zamanda başka bir davanın sanığı olması durumu söz konusudur. Bu durumda mahkemenin izlemesi gereken doğru usul şöyledir: Kişi, CMK m. 45 (sanığın yakınlarının tanıklıktan çekinmesi) veya m. 46 (meslek sırrı) kapsamında bir çekinme hakkına sahip değildir. Bu nedenle kendisine genel olarak 'tanıklıktan çekinme hakkının bulunduğu' şeklinde bir hatırlatma yapılması yanlıştır. Kişi tanıklık yapmak zorundadır. Ancak, CMK m. 48 uyarınca, 'kendisini veya 45. maddenin birinci fıkrasında gösterilen yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebilir.' Mahkemenin yapması gereken, tanığa genel olarak tanıklıktan çekinebileceğini değil, sadece kendisine sorulan sorulardan, cevapladığı takdirde kendisini veya yakınlarını suçlayacak olanlara 'cevap vermeme' hakkı olduğunu hatırlatmaktır. Karardaki hata, mahkemenin tanığa yanlış bir şekilde genel bir tanıklıktan çekinme hakkı olduğunu bildirmesi ve tanığın da bu hatalı bilgilendirme üzerine 'tanıklık yapmayacağını' beyan ederek hiç dinlenmemesidir. Bu durum, maddi gerçeğe ulaşılmasını engellediği için bir bozma nedeni sayılmıştır.