5187 sayılı Basın Kanunu'nun 11. maddesi, basın yoluyla işlenen suçlarda sorumluluğun belirlenmesinde nasıl bir hiyerarşi öngörmektedir? Bu hiyerarşinin, TCK m. 226/2'de düzenlenen 'basın ve yayın yolu ile müstehcenlik' suçunun failinin belirlenmesindeki rolünü açıklayınız.
TCK m. 226/2, 'müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden' kişiyi cezalandırmaktadır. Bu suçun failinin kim olacağı konusunda, özel kanun olan 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 11. maddesindeki sorumluluk hiyerarşisi devreye girer. Metinde atıf yapılan bu madde, süreli yayınlarda (gazete, dergi vb.) yayımlanan içeriklerden doğan cezai sorumluluğun kime ait olacağını kademeli bir şekilde belirler. Bu hiyerarşiye göre: 1) Eser Sahibi: Suçun faili öncelikle, yazıyı yazan, resmi veya karikatürü çizen 'eser sahibidir'. 2) Sorumlu Müdür (Yazı İşleri Müdürü): Eğer eser sahibi belli değilse veya eser sahibinin yurtdışında olması, ulaşılamaması gibi nedenlerle Türkiye'de yargılanması mümkün değilse, sorumluluk 'sorumlu müdüre' (yazı işleri müdürü) geçer. 3) Yayın Yönetmeni: Sorumlu müdürün de sorumlu tutulamadığı hallerde, 'yayın yönetmeni' sorumlu olur. 4) Editörler ve diğer yetkililer: Bu silsile, yayın kurulundaki diğer yetkililere doğru devam eder. Dolayısıyla, örneğin bir gazetede müstehcen bir fotoğraf yayımlandığında, TCK m. 226/2'den doğacak cezai sorumluluk için önce fotoğrafı çeken veya sunan eser sahibine gidilir. Ona ulaşılamıyorsa, sorumlu müdür ve diğer yetkililer bu hiyerarşiye göre sorumlu tutulur. Bu, basın suçlarında sorumluluğun şahsileştirilmesini sağlayan önemli bir düzenlemedir.