5271 sayılı CMK’nın 102. maddesinde öngörülen azami tutukluluk süreleri, 5275 sayılı İnfaz Kanunu kapsamında infaz edilen seçenek yaptırımlar açısından bir anlam ifade eder mi? Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin E: 2021/9957 sayılı kararında, hükümlünün başka bir suçtan tutuklu olması nedeniyle seçenek yaptırımın infazına başlanamaması durumu, 'infazın imkansız hale gelmesi' olarak kabul edilmiş midir?
Hayır, CMK m. 102'deki azami tutukluluk süreleri, bir yargılama tedbiri olan tutukluluğa ilişkindir ve kesinleşmiş bir hükmün infazı ile doğrudan bir ilgisi yoktur. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin E: 2021/9957 sayılı kararındaki olayda, bir suçtan dolayı hakkında seçenek yaptırım (örneğin, kamuya yararlı bir işte çalışma) kararı verilen hükümlü, bu yaptırımın infazına başlanamadan başka bir suçtan dolayı tutuklanmıştır. İnfaz savcılığı, bu durumu seçenek yaptırımın infazının imkansız hale geldiği şeklinde yorumlayarak yaptırımın hapse çevrilmesini talep etmiş olabilir. Ancak Yargıtay, bu yorumu kabul etmemiştir. Kararda, hükümlünün başka bir suçtan tutuklu olmasının geçici bir durum olduğu, CMK m. 102'de belirtilen azami tutukluluk süreleri sonunda veya daha önce tahliye edilebileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla, tutukluluk hali sona erdiğinde seçenek yaptırımın infazına başlanabilecektir. Bu nedenle, hükümlünün başka suçtan tutuklu olması, seçenek yaptırımın infazını 'imkansız hale getiren' bir durum değil, sadece 'erteleyen' bir durumdur. Yargıtay, bu gerekçeyle, seçenek yaptırımın hapse çevrilmesi yerine, hükümlünün tahliyesinin beklenmesi gerektiğine işaret ederek, aksi yöndeki kararı bozmuştur.