Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 29. maddesi, reddi istenen hakimin, bu istem hakkında bir karar verilinceye kadar yapabileceği işlemleri nasıl sınırlandırmaktadır? 'Gecikmesinde sakınca bulunan hal' kavramı bu bağlamda ne anlama gelir ve hakimin yasaklılığı (CMK m. 22) durumu ile arasındaki fark nedir?
CMK m. 29, reddi istenen hakimin tarafsızlığı üzerindeki şüphe ile yargılamanın aksamaması gerekliliği arasında bir denge kurar. Kural olarak, hakkında ret isteminde bulunulan bir hakim, bu istem hakkında merci tarafından bir karar verilinceye kadar yargılamaya devam edemez. Ancak kanun bu kurala bir istisna getirmiştir: Hakim, bu bekleme süresi içinde 'yalnızca gecikmesinde sakınca bulunan işlemleri' yapabilir. 'Gecikmesinde sakınca bulunan hal', derhal işlem yapılmadığı takdirde bir delilin kaybolması, karartılması veya bir daha elde edilememesi tehlikesinin bulunduğu durumlardır. Örneğin, ölmek üzere olan bir tanığın ifadesinin alınması, olay yerinde kaybolma riski olan bir izin incelenmesi gibi işlemler bu kapsama girer. Hakim bu tür bir işlem yaptığında, tutanağa işlemin gecikmesinde sakınca olduğu kanaatiyle yapıldığını belirtmelidir. Ancak bu yetki, hakimin 'yasaklılık' halleri (CMK m. 22) için geçerli değildir. Eğer ret istemi, hakimin davaya bakmasının kanunen yasak olduğu bir duruma (örneğin, davanın tarafı olması, sanığın yakını olması) dayanıyorsa, hakim 'gecikmesinde sakınca bulunan hallerde dahi hiçbir yargılama işlemi yapamaz.' Bu, yasaklılık halinin, tarafsızlık şüphesinden daha ağır ve mutlak bir engel olarak görüldüğünü göstermektedir.