Devlet Memurları Kanunu'na göre, bir memurun 'aylıktan kesme' cezası almasına neden olan 'sendikal faaliyet' iddiasını, Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve Danıştay'ın yaklaşımı çerçevesinde nasıl değerlendirmek gerekir? Danıştay 12. Dairesi'nin E:2015/3191 sayılı kararındaki karşı oy gerekçesi, bu değerlendirmede hangi kritik ayrımı yapmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194044

Memurların sendikal faaliyetlere katılmaları, Anayasa ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler (ILO sözleşmeleri, AİHS vb.) ile güvence altına alınmış bir haktır. Sendikaların, üyelerinin ekonomik, sosyal ve mesleki haklarını korumak amacıyla aldıkları kararlar doğrultusunda yapılan eylemler (göreve gelmeme, basın açıklaması vb.) kural olarak disiplin suçu oluşturmaz. Danıştay 12. Dairesi'nin E:2015/3191 sayılı kararının çoğunluk görüşü de bu yöndedir. Kararda, sendikanın aldığı karar doğrultusunda greve katılarak göreve gelmeyen davacının eyleminin 'sendikal bir faaliyet' olduğu, bu nedenle izinsiz ve mazeretsiz göreve gelmeme olarak nitelendirilemeyeceği ve verilen aylıktan kesme cezasının hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. Ancak karardaki 'karşı oy' gerekçesi, bu konuda kritik bir ayrım noktasına işaret etmektedir. Karşı oyda, memurun katıldığı eylemin amacının 'kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek' kapsamında olmadığı, bunun yerine 'ülke genelinde sürdürülen bir takım toplumsal eylemlere destek olmak' amacıyla yapıldığı savunulmuştur. Bu ayrıma göre, bir eylemin 'sendikal faaliyet' sayılabilmesi için amacının doğrudan sendikanın kuruluş amacına ve üyelerinin mesleki çıkarlarına yönelik olması gerekir. Eğer eylem, genel siyasi veya toplumsal bir protesto niteliği taşıyorsa, sendika kararıyla yapılmış olsa bile bu korumadan yararlanamaz. Bu, sendikal hakkın sınırlarının çizilmesinde 'amaç' unsurunun ne kadar belirleyici olduğunu gösteren önemli bir hukuki tartışmadır.