İhtiyaç nedeniyle tahliye davasında (TBK m. 350-351), kiraya verenin veya kanunda sayılan yakınlarının ihtiyacının taşıması gereken temel özellikler nelerdir? 'Geçici' veya 'henüz doğmamış' bir ihtiyaca dayanılarak tahliye davası açılabilir mi?
İhtiyaç nedeniyle tahliye, kiraya verene tanınmış önemli bir hak olmakla birlikte, bu hakkın kullanımı sıkı koşullara bağlanmıştır. Yargıtay içtihatları ile şekillenen bu koşullara göre, ihtiyacın üç temel özelliği taşıması gerekir: 1) Gerçek Olma: İhtiyaç, soyut bir istek veya varsayımdan ibaret olmamalı, somut olgulara dayanmalıdır. Kiraya verenin gerçekten bir konuta veya işyerine ihtiyacı olduğunu gösteren kanıtlar (örneğin, başka ilden tayini çıkması, oturduğu evden tahliye edilmesi, evlenecek olması, çocuğunun üniversite kazanması) sunulmalıdır. 2) Samimi Olma: İhtiyaç iddiası, gerçek amacın (örneğin kira bedelini artırmak veya kiracıdan kurtulmak) gizlenmesi için bir bahane olarak kullanılmamalıdır. Mahkeme, ihtiyacın samimiyetini her olayın kendi koşullarına göre değerlendirir. 3) Zorunlu ve Sürekli Olma: İhtiyaç, keyfi bir istekten öte, bir zorunluluk arz etmelidir. Metinde de vurgulandığı gibi, 'geçici bir dönem için ortaya çıkan konut ihtiyacı' (örneğin, birkaç aylık bir tadilat için) veya 'henüz doğmamış ve gerçekleşmesi için daha uzun bir süre var olan ihtiyaç' (örneğin, 2 yıl sonra evlenecek olan çocuk için şimdiden dava açmak) geçerli bir tahliye nedeni sayılmaz. İhtiyacın, dava sırasında var olması ve hüküm kesinleşinceye kadar devam etmesi (mütemadi olması) esastır. Bu kriterler, kiracının barınma hakkını, keyfi tahliye taleplerine karşı korumayı amaçlamaktadır.