Bir iş akdinin 'şirketlerin yeniden yapılanma kararları' çerçevesinde feshedilmesinde, işverenin aldığı 'işletmesel kararın' yargı denetiminin sınırları nelerdir? Mahkeme, işverenin aldığı kararın yerindeliğini denetleyebilir mi?
İşverenin, Anayasa'nın 48. maddesinde güvence altına alınan girişim özgürlüğü kapsamında, işletmesinin verimliliğini, rekabet gücünü artırmak veya değişen piyasa koşullarına uyum sağlamak amacıyla 'işletmesel karar' alma hakkı vardır. Yeniden yapılanma (reorganizasyon), daralma, teknoloji değişikliği gibi kararlar bu kapsamdadır. Bu kararlar sonucunda ortaya çıkan işgücü fazlası, İş Kanunu m. 18 uyarınca geçerli bir fesih nedeni olabilir. Ancak bu işletmesel kararların yargı denetimi sınırlıdır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına ve metindeki açıklamalara göre, mahkeme (yargı organı) işverenin aldığı işletmesel kararın 'yerindeliğini' denetleyemez. Yani, mahkeme, 'bu karar işletme için doğru bir karar değildi, bunun yerine şu karar alınmalıydı' şeklinde bir değerlendirme yapamaz. İşletmesel kararın amaca uygun olup olmadığı, isabetli olup olmadığı yargı denetiminin dışındadır. Mahkemenin denetimi şunlarla sınırlıdır: 1) Kararın Gerçekliği ve Ciddiyeti: Mahkeme, böyle bir kararın gerçekten alınıp alınmadığını, göstermelik veya keyfi olup olmadığını denetler. 2) Kararın Tutarlı Uygulanması: İşletmesel kararın tutarlı bir şekilde uygulanıp uygulanmadığını inceler. 3) Feshin Son Çare Olması: İşverenin, bu karar sonucunda feshe başvurmadan önce fesihten kaçınma imkanlarını (başka bir pozisyonda çalıştırma, çalışma koşullarını değiştirme teklifi vb.) araştırıp araştırmadığını denetler. Sonuç olarak, mahkeme kararın 'neden' alındığını değil, 'nasıl' uygulandığını ve feshin keyfi olup olmadığını denetler.