Vasiyetnamenin açılması davası ile vasiyetnamenin tenfizi (yerine getirilmesi) davası aynı dava içinde görülebilir mi? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını, iki davanın hukuki nitelikleri ve öncelik-sonralık ilişkisi açısından açıklayınız (Y3HD-K.2016/6909).
Hayır, görülemez. Vasiyetnamenin açılması ve vasiyetnamenin tenfizi, amaçları ve hukuki nitelikleri tamamen farklı iki ayrı yargılamadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin K.2016/6909 sayılı kararında da net bir şekilde belirtildiği gibi, bu iki davanın aynı dava dosyasında görülmesi mümkün değildir. Aralarındaki farklar ve ilişki şöyledir: 1) Vasiyetnamenin Açılması (Okunması): Bu, Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen bir 'tespit' işlemidir. Amacı, vasiyetnamenin içeriğini ilgililere bildirmek ve yasal haklarını kullanmaları için bir başlangıç noktası oluşturmaktır. Bu aşamada vasiyetnamenin geçerliliği veya esası tartışılmaz. Mahkemenin görevi, vasiyetnameyi açıp okumak, bunu tutanağa geçirmek ve ilgililere tebliğ etmektir. 2) Vasiyetnamenin Tenfizi (Yerine Getirilmesi): Bu dava, vasiyetnamede belirtilen tasarrufların (örneğin bir malın belirli bir kişiye bırakılması) hukuken yerine getirilmesi, yani ayni etkisinin sağlanması için açılır. Tenfiz davasının görülebilmesi için bir ön şart vardır: Vasiyetnamenin usulüne uygun olarak açılıp okunmuş, ilgililere tebliğ edilmiş ve yasal itiraz sürelerinin (iptal davası için 1 yıl) geçmiş olması veya açılmış olan iptal/tenkis davalarının kesinleşmiş olması gerekir. Yani, tenfiz davası, vasiyetnamenin hukuken kesinleşmesinden sonra gündeme gelebilir. Bu nedenle, Yargıtay, tenfiz talebi ile birlikte açılan bir vasiyetnamenin açılması davasında, mahkemenin 'vasiyetnamenin tenfizi talebine ilişkin davanın tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilmesi' gerektiğine hükmetmiştir. Aksi halde yapılan bir yargılama usule aykırıdır.