TCK m. 112'de düzenlenen 'Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi' suçunun oluşabilmesi için failde bulunması gereken 'özel kast' unsurunu, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2017/16704 sayılı kararı ışığında analiz ediniz. Sanığın eyleminin fiilen eğitimi engellemesi, suçun oluşumu için yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #194026

TCK m. 112, cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla eğitim ve öğretim faaliyetlerinin engellenmesini suç olarak tanımlamaktadır. Bu suçun manevi unsuru, 'özel kast'tır. Genel kast, yani fiili bilerek ve isteyerek işlemek yeterli değildir. Failin ayrıca, 'mağdurun eğitim ve öğretim hakkını ihlal etme' özel amacı ve iradesiyle hareket etmesi gerekir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2017/16704 sayılı kararında bu ilke net bir şekilde uygulanmıştır. Olayda sanık, kızının unuttuğu beslenme çantasını vermek amacıyla ders sırasında sınıfa girmiş ve bu sırada öğretmenle tartışmıştır. Sanığın bu eylemi, fiilen dersin akışını kısa bir süreliğine engellemiş olabilir. Ancak Yargıtay, sanığın amacının eğitimi engellemek değil, sadece çocuğuna çantasını ulaştırmak olduğuna dikkat çekmiştir. Kararda, 'sanığın eğitim ve öğretimin engellemesi özel kastının ne şekilde gerçekleştiği açıklanıp tartışılmadan' mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Dolayısıyla, fiilin objektif olarak eğitimi engellemesi suçun oluşumu için yeterli değildir. Failin bu özel saikle hareket ettiğinin, yani amacının bizatihi eğitimi engellemek olduğunun şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanması gerekir. Özel kast yoksa, fiil başka bir suç (örneğin tehdit, hakaret) oluştursa bile TCK m. 112'den ceza verilemez.