Boşanma davası devam ederken veya dava açıldıktan sonra tarafların bir otelde birlikte kalmaları, 'af' olgusu açısından nasıl bir hukuki sonuç doğurur? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2014/21904 E. sayılı kararı bu durumu nasıl değerlendirmektedir?
Boşanma hukukunda 'af', affedilen olayların artık boşanma davasında kusur olarak ileri sürülememesi sonucunu doğuran önemli bir müessesedir. Af, açık bir irade beyanıyla olabileceği gibi, tarafların davranışlarıyla da (örtülü af) gerçekleşebilir. Yargıtay, boşanma davası açıldıktan sonra tarafların bir araya gelerek evlilik birliğini devam ettirme yönünde davranışlarda bulunmalarını 'af' olarak yorumlamaktadır. Metinde atıf yapılan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2014/21904 E. sayılı kararında da bu ilke vurgulanmıştır. Karara göre, 'yargılama devam ederken, tarafların barışıp davacı kadının ailesinden habersiz çeşitli otellerde kaldıkları' anlaşılmaktadır. Yargıtay, bu davranışı, 'önceki olayların affedildiğini, en azından hoşgörü ile karşılandığını gösteren' bir eylem olarak kabul etmiştir. Affedilen veya hoşgörülen olaylar artık boşanma davasında taraflara kusur olarak yüklenemez. Bu nedenle, barışma (otel konaklaması) sonrasında boşanmayı gerektiren yeni bir olay kanıtlanmadıkça, mevcut davanın reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ancak, bir araya gelmenin baskı veya tehdit altında gerçekleştiği ispatlanırsa (örneğin, Yargıtay 2. HD, 2012/4576 E. sayılı kararında olduğu gibi), bu durum af olarak nitelendirilmez.