Boşanma davasında, bir eşin diğerinin sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini ispatlamak amacıyla 'otel kayıtları' delil olarak kullanılabilir mi? Yargıtay'ın, karşı cinsten bir kişiyle otelde konaklamayı 'zina olgusuna karine' teşkil etmesi yönündeki yaklaşımını ve bu delilin elde edilme usulünün hukuka uygunluk şartlarını açıklayınız.
Evet, boşanma davasında otel kayıtları, özellikle zina (TMK m. 161) veya haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163) iddialarını ispatlamada önemli ve Yargıtay tarafından kabul edilen bir delildir. Zina, yani cinsel birliktelik fiilinin doğrudan ispatı çoğu zaman imkansız olduğundan, Yargıtay içtihatları ile bazı karineler geliştirilmiştir. Metinde de belirtildiği gibi, 'evli bir kişinin haklı bir sebep olmaksızın, karşı cinsten biriyle aynı otel odasında en az bir gece konaklaması', Yargıtay tarafından zinanın varlığına dair güçlü bir karine olarak kabul edilmektedir. İspat yükü altındaki eş, bu durumu otel kayıtları ile kanıtladığında, aksini ispat (örneğin, konaklamanın masum bir amaca dayandığını kanıtlamak) diğer eşe düşer. Ancak bu delilin kullanılabilmesi için hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması şarttır. Tarafların kendi imkanlarıyla, gizlice veya hile ile otel kayıtlarına ulaşması, özel hayatın gizliliğini ihlal suçu teşkil edebilir ve bu şekilde elde edilen delil 'hukuka aykırı delil' (HMK m. 189/2) sayılarak hükme esas alınmaz. Doğru ve hukuka uygun yol, dava sürecinde mahkemeden, ilgili otelden veya Kimlik Bildirme Kanunu uyarınca kayıtların tutulduğu emniyet birimlerinden bu kayıtların müzekkere ile istenmesidir. Mahkeme kanalıyla dosyaya celbedilen kayıtlar, hukuka uygun delil niteliği taşır.