Vasi olarak atanan bir kişinin, vesayet altındaki kişinin taşınmazını satabilmesi için izlemesi gereken hukuki prosedür nedir? Bu süreçte vesayet makamı (Sulh Hukuk Mahkemesi) ve denetim makamının (Asliye Hukuk Mahkemesi) rolleri nelerdir? İzin alınmadan yapılan bir satışın hukuki akıbeti ne olur?
Vasi, vesayet altındaki kişinin malvarlığını yönetirken kural olarak serbesttir, ancak bazı önemli işlemler için özel izin alması gerekir. TMK m. 462-463'te sayılan bu işlemlerden en önemlilerinden biri taşınmaz satışıdır. Vasi, kısıtlının taşınmazını keyfi olarak satamaz. TMK m. 444 uyarınca satışın yapılabilmesi için öncelikle 'vesayet altındaki kişinin menfaatinin bunu gerekli kılması' şarttır. Prosedür şu şekilde işler: 1) Vesayet Makamından (Sulh Hukuk Mahkemesi) İzin: Vasi, satışın gerekliliğini ve kısıtlının menfaatine olduğunu gerekçeleriyle birlikte Sulh Hukuk Mahkemesi'ne sunarak satış için izin talep eder. 2) Denetim Makamından (Asliye Hukuk Mahkemesi) İzin: Taşınmaz satışı gibi çok önemli işlemler için Sulh Hukuk Mahkemesi'nin izni yeterli değildir. Ayrıca denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin de onayı gerekir. Kural olarak satış, vesayet makamının görevlendireceği bir kişi tarafından, vasi de hazır olduğu halde 'açık artırma' ile yapılır. Ancak denetim makamı, istisnai durumlarda (taşınmazın niteliği, değerinin azlığı vb.) 'pazarlıkla satışa' da karar verebilir. Bu iki kademeli izin mekanizması işletilmeden vasi tarafından yapılan bir taşınmaz satışı, kısıtlıyı bağlamaz ve hukuken geçersizdir. Bu, yetkisiz temsile dayanan bir işlem olup, kısıtlı veya yeni atanacak vasi tarafından sonradan onanmadıkça (icazet verilmedikçe) hükümsüz kalır.