5275 sayılı Kanun m. 48/3-c uyarınca, sağlık nedenleriyle infaz edilemeyen hücreye koyma cezasının, ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezasına dönüştürülmesini, sürelerin nasıl hesaplanacağını Yargıtay 1. CD, 2016/4702 E. sayılı kararı ışığında yorumlayınız.
5275 sayılı Kanun m. 48/3-c, hücreye koyma cezasının hükümlünün sağlığı elvermediği durumlarda infaz edilemeyeceğini düzenler. Eğer tam teşekküllü bir hastane raporu ile hükümlünün koşullu salıverilme tarihine kadar iyileşemeyeceği saptanırsa, hücreye koyma cezası infaz edilmez; bunun yerine 'ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası iki katı süreyle uygulanır'. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2016/4702 E. sayılı kararında bu hükmün yorumu netleştirilmiştir. Mahkemenin, 'iki katı süreyle' ibaresini, ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezasının alt ve üst sınırlarının (1 aydan 3 aya kadar - m. 43) iki katı (2 aydan 6 aya kadar) olarak yorumlaması Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay'a göre doğru yorum, verilen hücreye koyma cezasının gün olarak süresinin iki katı kadar ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası uygulanmasıdır. Örneğin, 13 gün hücre cezası, 26 gün ziyaretçi kabulünden yoksun bırakmaya dönüşmez (çünkü bu ceza ay olarak verilir), ancak bu süre kanunun m. 43'teki alt sınırı olan 1 ayı aşacak şekilde orantısal olarak belirlenmelidir. Kararda, hücre cezası yerine verilen ziyaretçi yoksun bırakma cezası için (örn. 13 gün hücreye karşılık 4 ay, 15 gün hücreye karşılık 5 ay), 'verilen hücre cezasının 2 katı süre' ifadesinin kanun lafzına aykırı ve genişletici yorumla hükümlü aleyhine olduğu belirtilmiştir. Doğru uygulama, hücre cezasının ağırlığına göre m. 43'teki sınırlar içinde (1-3 ay) bir ceza tayin edilmesi ve bunun belirli bir oranla (örneğin iki katı) ağırlaştırılmasıdır ancak bu ağırlaştırma kanunun lafzını aşmamalıdır. Yargıtay, kanundaki 'iki katı süre' ifadesinin, m.43'teki alt ve üst sınırların ikiye katlanması anlamına gelmediğini, hükümlü aleyhine genişletici yorum yapılamayacağını vurgulamıştır.