TCK m. 179/2'de düzenlenen 'Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma' suçu, somut bir tehlike suçu olarak nitelendirilmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/585 sayılı kararı ışığında, sürücü belgesiz araç kullanma eyleminin tek başına bu suçu oluşturup oluşturmayacağını, 'elverişli hareket' ve 'kasıt' unsurları açısından derinlemesine tartışınız. Ehliyetsiz araç kullanma fiilinin, idari bir yaptırım olan KTK m. 36'dan TCK m. 179/2 kapsamına geçişini sağlayan hukuki kriterler nelerdir?
Ehliyetsiz araç kullanmak, Karayolları Trafik Kanunu (KTK) m. 36 uyarınca idari para cezasını gerektiren bir kabahattir. Ancak bu fiilin TCK m. 179/2 kapsamında bir suç teşkil etmesi için ek unsurların varlığı gereklidir. TCK m. 179/2, 'kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etme' eylemini suç olarak tanımlar. Bu suç, soyut değil, somut bir tehlike suçudur. Yani, fiilin bizatihi kendisinin tehlikeli kabul edilmesi yetmez, eylem sonucunda somut bir tehlikenin meydana gelmesi aranır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/585 E. sayılı kararında vurgulandığı gibi, 'sürücü belgesine sahip olan kişilerin her zaman güvenli bir şekilde araç sürecekleri kesin olmadığı gibi belge sahibi olmayan kişilerin de mutlaka tehlikeli şekilde araç kullanacakları iddia edilemez.' Bu nedenle, ehliyetsiz araç kullanma eylemi tek başına TCK m. 179/2'deki suçu oluşturmaz. Suçun oluşabilmesi için failin ehliyetsiz olmasının yanı sıra, trafik güvenliğini somut bir tehlikeye düşürecek ek bir kasıtlı davranışta bulunması gerekir (örneğin, kırmızı ışıkta geçmek, aşırı hız yapmak, tehlikeli şerit değiştirmek vb.). İdari yaptırımdan cezai sorumluluğa geçişi sağlayan temel kriter, ehliyetsizlik durumuna ek olarak, başkalarının hayat, sağlık veya malvarlığına yönelik somut bir tehlike yaratan 'tehlikeli sevk ve idare' fiilinin işlenmesidir.