Taksirle işlenen bir suçta, cezanın belirlenmesinde 'failin kusuruna göre' hareket edileceği (TCK m. 22/4) ilkesi ne anlama gelmektedir? Bir trafik kazasında asli kusurlu olan bir sürücü ile tali kusurlu olan diğer bir sürücünün, aynı neticeden (ölüm veya yaralama) sorumlu olmalarına rağmen, alacakları cezanın farklı olmasının hukuki temelini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193594

TCK m. 22/4'teki bu ilke, cezanın bireyselleştirilmesinin taksirli suçlardaki en önemli yansımasıdır. Taksir, objektif bir dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlalidir, ancak bu ihlalin derecesi her somut olayda farklılık gösterebilir. 'Failin kusuruna göre ceza belirlenmesi' ilkesi, hâkimin, TCK m. 61'deki genel ceza tayini kriterlerine ek olarak, taksirli suçlarda failin kusurunun ağırlığını cezanın temel miktarını belirlerken özel olarak dikkate alması gerektiğini ifade eder. Bir trafik kazasında, Adli Tıp Kurumu veya uzman bilirkişi raporuyla 'asli kusurlu' (ihlal ettiği kuralın kazanın meydana gelmesinde birincil etken olması) olarak tespit edilen sürücünün, özen yükümlülüğünü ihlal derecesi, 'tali kusurlu' (kazaya katkısı ikincil derecede olan) sürücüye göre daha fazladır. Her ikisi de aynı neticeden (örneğin TCK m. 89/1 - taksirle yaralama) sorumlu tutulsa bile, hâkim temel cezayı belirlerken, asli kusurlu sürücüye kanuni sınırlar içinde daha yüksek bir ceza, tali kusurlu sürücüye ise daha düşük bir ceza takdir edecektir. Bu durum, ceza adaletinin ve 'kusurla orantılı ceza' ilkesinin bir gereğidir (TCK m. 22 Madde Gerekçesi) (www.zulkufarslan.av.tr/yayaya-ceza-verilir-mi/).