Bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasında, davalı (vaat borçlusu), sözleşmede kararlaştırılan bedelin bir kısmının ödenmediğini savunmaktadır. Bu durumda mahkemenin izlemesi gereken usul nedir? Bedelin eksik ödenmiş olması, davanın tamamen reddini gerektirir mi? Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 13873 K. sayılı kararındaki yaklaşımı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193588

Hayır, bedelin eksik ödenmiş olması davanın tamamen reddini gerektirmez. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Davacı (vaat alacaklısı) tescil talep ederken, davalı (vaat borçlusu) da kalan satış bedelinin ödenmesini talep edebilir. Bu durumda, 'ödemezlik def'i' söz konusudur. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 13873 K. sayılı kararında da belirtilen yerleşik uygulamaya göre, mahkemenin izlemesi gereken usul şöyledir: Mahkeme, öncelikle ödenmeyen bakiye borç miktarını tespit eder. Daha sonra, bu tespit edilen bedelin, davacı tarafından mahkeme veznesine 'depo edilmesi' (ifası) için davacıya uygun bir süre verir. Bu işleme 'ifanın tevdi mahalline yapılması' da denir. Davacı, verilen süre içinde kalan borcunu mahkeme veznesine depo ederse, mahkeme davanın kabulüne ve tapu iptali ile tescile karar verir. Eğer davacı, verilen süreye rağmen bakiye borcu depo etmezse, o takdirde dava reddedilir. Bu usul, hem alacaklının tescil hakkını hem de borçlunun bakiye bedeli alma hakkını aynı anda koruyan, adil bir çözümdür (barandogan.av.tr/blog/gayrimenkul-hukuku/gayrimenkul-tasinmaz-satis-vaadi-sozlesmesi-nedir.html).