5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 107/4, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan mahkum olanların koşullu salıverilme oranını 3/4 olarak belirlemiştir. Örgüt üyeliğinden (TCK m. 220) beraat eden ancak aynı dava dosyasında başka bir suçtan (örneğin yağma) mahkum olan bir kişi hakkında, bu suçun 'örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiği' gerekçesiyle m. 107/4 uygulanabilir mi? Bu durumun 'suç ve cezanın şahsiliği' ilkesi açısından doğuracağı sorunları tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193568

Bu, uygulamada ciddi hukuki sorunlara yol açan tartışmalı bir konudur. Metinde de belirtildiği gibi, örgüt üyeliğinden beraat kararı verilmesine rağmen, iddia konusu diğer suçların örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiği gerekçesiyle infazda m. 107/4'ün uygulanması, 'suç ve cezanın şahsiliği' (Anayasa m. 38) ve 'kanunilik' ilkelerine aykırılık teşkil edebilir. TCK m. 220'nin sistematiğine göre, 'örgüt faaliyeti çerçevesinde suç işleme' fiili, ancak örgütün kurucusu, yöneticisi veya üyesi olan bir kişi tarafından gerçekleştirilebilir. Kişi, örgütle bağı (üyeliği) mahkeme kararıyla kesin olarak reddedilmişse, yani beraat etmişse, onun işlediği bir suçun 'örgüt faaliyeti çerçevesinde' işlendiğini iddia etmek mantıksal ve hukuki bir çelişkidir. Bu durumda en fazla eylemin 'örgüt adına' işlendiği söylenebilir ki bu, TCK m. 107/4'ün lafzında yer almayan farklı bir kavramdır. Beraat kararına rağmen ağırlaştırılmış infaz rejiminin uygulanması, kişinin örgütle bağı olmadığı yargısal olarak tespit edilmişken, onu fiilen örgüt üyesi gibi cezalandırmak anlamına gelir. Bu, şahsilik ilkesini zedeler ve infazda mahkumiyet hükmünün sınırlarının kişi aleyhine aşılmasına neden olur (sen.av.tr/tr/makale/orgutlu-suclarda-infazina-dair-mevzuat-degisikligi-onerisi).