Bir sanığın eyleminin hem 'taksirle yaralama' (TCK m. 89) hem de 'inşaat veya yıkımla ilgili emniyet kurallarına uymama' (TCK m. 176) suçlarını oluşturduğu bir durumda, ceza hukuku açısından hangi ilke uygulanır ve sanık hangi suçtan sorumlu tutulur? Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2018/5720 sayılı kararında bu duruma ilişkin nasıl bir sonuca varılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193562

Bu durumda ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'farklı neviden fikri içtima' (TCK m. 44) kuralı uygulanır. Bu kurala göre, işlenen bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır. TCK m. 176'daki suç bir 'somut tehlike suçu' iken, TCK m. 89'daki taksirle yaralama suçu bir 'zarar (netice) suçu'dur. Tehlikenin gerçekleşip bir zarara dönüştüğü durumlarda, zarar suçu tehlike suçunu tüketir. Taksirle yaralama suçunun cezası, TCK m. 176'daki suçun cezasından daha ağır olduğu için, fail sadece taksirle yaralama suçundan sorumlu tutulur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2018/5720 sayılı kararında, iş kazası sonucu yaralanma olayında, gerekli tedbirleri almayan işveren hakkında TCK m. 176'ya dayanılarak beraat kararı verilmesini bozmuş, tehlikenin gerçekleşerek yaralanma meydana geldiği için eylemin 'unsurları itibariyle oluşan taksirle yaralama suçunu' oluşturduğunu ve sanığın bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu karar, tehlike suçunun daha ağır olan zarar suçu içinde eridiği ve failin sadece zarar suçundan sorumlu tutulacağı ilkesini teyit etmektedir (avmehmetgenc.com/insaatla-veya-yikimla-ilgili-emniyet-kurallarina-uymama-sucu-ve-cezasi).