Bozulmuş veya değiştirilmiş gıda ticareti suçunda (TCK m. 186), bu gıdayı tüketerek zarar gören bir kişinin veya kurumun ceza davasına 'katılan (müdahil)' olarak kabul edilmemesinin hukuki gerekçesi nedir? Bu durumu, suçla korunan hukuki menfaat ve suçun mağduru kavramları açısından, bireye karşı işlenen suçlarla (örneğin kasten yaralama) karşılaştırarak analiz ediniz.
Bu durumun hukuki gerekçesi, TCK m. 186'da düzenlenen suçun niteliği ve koruduğu hukuki menfaattir. Bu suç, 'Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar' başlığı altında düzenlenmiştir. Dolayısıyla, suçla korunan hukuki menfaat, belirli bir kişinin sağlığı değil, soyut olarak kamunun, yani toplumun genel sağlığıdır. Ceza hukukunda 'mağdur', suçu oluşturan eylemle hukuki menfaati doğrudan ihlal edilen kişidir. TCK m. 186'da mağdur, toplumun kendisidir. Bu gıdayı tüketerek hastalanan kişi ise suçtan 'doğrudan zarar gören' değil, 'dolaylı olarak zarar gören' kabul edilir ve bu nedenle ceza davasına katılan (müdahil) sıfatını alamaz (Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Karar: 2016/3831). Bu kişinin, uğradığı zarar için hukuk mahkemelerinde tazminat davası açma hakkı saklıdır. Buna karşılık, kasten yaralama (TCK m. 86) gibi bireye karşı işlenen suçlarda, korunan hukuki menfaat doğrudan kişinin vücut bütünlüğüdür ve yaralanan kişi suçun doğrudan mağduru olduğu için davaya katılma hakkına sahiptir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/bozulmus-veya-degistirilmis-gida-veya-ilac-ticareti-sucu-nedir.html).