Hayasızca hareketler suçu (TCK m. 225) kapsamında 'teşhircilik' ve 'aleniyet' unsurları nasıl tanımlanır? Bir kişinin, kendi evinin perdesi açık penceresinden cinsel organını dışarıya göstermesi eylemi, bu suçu oluşturur mu? Yargıtay'ın bu konudaki değerlendirme kriterlerini ve özellikle 'keşif' yapılması gerekliliğine ilişkin yaklaşımını tartışınız.
TCK m. 225'e göre 'teşhircilik', cinsel organların veya vücudun mahrem bölgelerinin, toplumun ortak edep ve haya duygularını incitecek şekilde belirsiz sayıda kişiye gösterilmesidir. Eylemin bu suçu oluşturabilmesi için 'alenen' işlenmesi gerekir. 'Aleniyet', fiilin belirsiz sayıda kişi tarafından algılanabilir bir mahiyette olmasıdır; fiilin fiilen görülmesi değil, görülebilir olması yeterlidir. Ancak bu görülebilirlik imkanı somut olmalı, kişilerin özel bir çaba sarf etmesiyle (dürbünle bakma vb.) sağlanmamalıdır. Bir kişinin kendi evinin penceresinden bu eylemi gerçekleştirmesi durumunda aleniyet unsurunun varlığı tartışmalıdır. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2016/16129 E. sayılı kararındaki karşı oyda belirtildiği gibi, evin içi kural olarak aleni bir yer değildir. Eylemin aleni sayılabilmesi için, dışarıdan bakıldığında içerinin rahatlıkla görülebilmesi ve failin bu durumu bilerek ve isteyerek (kast) hareket etmesi gerekir. Özellikle farklı katlardaki ve sokaklardaki binalar arasında görüş imkanının olup olmadığı gibi durumlarda, aleniyet unsurunun varlığı şüpheli hale gelir. Yargıtay, bu gibi durumlarda aleniyet unsurunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerektiğini, eğer tereddüt varsa mahkemenin 'mahallinde keşif' yaparak görülebilirlik imkanını somut olarak saptaması gerektiğini vurgulamaktadır. Keşif yapılmadan, varsayıma dayalı olarak aleniyet unsurunun var kabul edilmesi hukuka aykırı olacaktır (oner.av.tr/hayasızca-hareketler-sucu-ve-cezasi/).