Yiyeceklere zehirli madde katma suçunun (TCK m. 185) kasten işlenen hali (fıkra 1) ile taksirle işlenen hali (fıkra 2) arasındaki ayrımın temel kriteri nedir? Bir restoranda hijyen kurallarına uyulmaması sonucu müşterilerin gıda zehirlenmesi yaşaması durumunda, işletme sahibinin eylemi kasten mi, taksirle mi işlenmiş sayılır? Bu suçlar için görevli mahkeme hangisidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193523

İki fıkra arasındaki temel ayrım, manevi unsurda yatmaktadır. TCK m. 185/1'deki suç, 'doğrudan kast' veya 'olası kast' ile işlenebilir. Fail, eyleminin kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşüreceğini bilerek ve isteyerek (doğrudan kast) veya bu neticeyi öngörüp 'olursa olsun' diyerek (olası kast) hareket eder. TCK m. 185/2'deki suç ise 'taksirle' işlenir. Fail, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, öngörülebilir bir tehlikeli neticeyi öngörmeden eylemi gerçekleştirir. Restorandaki hijyen eksikliği nedeniyle zehirlenme vakalarında, işletme sahibinin müşterileri zehirleme yönünde bir kastı (doğrudan veya olası) ispatlanamıyorsa, eylem genellikle TCK m. 185/2 kapsamında 'dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak' işlenmiş taksirli suç olarak kabul edilir. Ancak, Yargıtay bazı kararlarında (örneğin bozulmuş gıdanın bilinçli satışı) eylemi TCK m. 186 (Bozulmuş Gıda Ticareti) kapsamında değerlendirmektedir. Görevli mahkeme ise suçun niteliğine göre değişir: TCK m. 185/1'deki kasıtlı suç için (cezası 2-15 yıl hapis) Ağır Ceza Mahkemesi, TCK m. 185/2'deki taksirli suç için (cezası 3 ay-1 yıl hapis) ise Asliye Ceza Mahkemesi görevlidir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/yiyecek-icecek-ve-sulara-zehirli-madde-katma-sucu.html).