Ölümlü bir trafik kazasında, hem sürücünün hem de yayanın kusurlu olduğu bir senaryoyu ele alalım. Yayanın Karayolları Trafik Kanunu m. 68'de belirtilen kurallara (örneğin, yaya geçidi olmayan bir yerden kontrolsüz geçme) aykırı davrandığı tespit edilirse, bu durum sürücünün TCK m. 85 (taksirle öldürme) kapsamındaki cezai sorumluluğunu nasıl etkiler? TCK m. 22/5'teki 'herkesin kendi kusurundan sorumlu olması' ilkesi bu bağlamda nasıl yorumlanmalıdır?
TCK m. 22/5, birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkesin kendi kusurundan dolayı sorumlu olacağını ve her failin cezasının kusuruna göre ayrı ayrı belirleneceğini hükme bağlar. Bu ilke, 'kusurun şahsiliği' prensibinin bir yansımasıdır. Ölümlü bir trafik kazasında yayanın da kusurlu olması (müterafik kusur), sürücünün cezai sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz. Ancak bu durum, nedensellik bağının kesilip kesilmediği ve sürücünün kusur oranının belirlenmesi açısından kritik öneme sahiptir. Eğer kazanın meydana gelmesinde yayanın davranışı tek başına belirleyici ve sürücü açısından 'öngörülemez' nitelikte ise, nedensellik bağı kesilebilir ve sürücüye kusur atfedilemeyebilir. Ancak genellikle, sürücünün de dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiği (örneğin hız limitini aştığı) durumlarda, her iki tarafın da kusurlu olduğu kabul edilir. Bu durumda mahkeme, bilirkişi raporları (örneğin Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporu) doğrultusunda her bir tarafın kusur oranını belirler. Sürücünün cezasının temelden tayininde (TCK m. 61), yayanın kusuru, sürücünün kusur oranını düşüreceği için, verilecek cezanın alt sınıra yakın belirlenmesinde önemli bir faktör olarak dikkate alınır (www.zulkufarslan.av.tr/yayaya-ceza-verilir-mi/).