CMK m. 251 ile düzenlenen 'basit yargılama usulü'nün uygulanması mahkeme için bir zorunluluk mudur, yoksa takdir yetkisi midir? Anayasa Mahkemesi'nin, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5/1-d maddesindeki 'kovuşturma evresine geçilmiş dosyalarda basit yargılama usulü uygulanmaz' hükmünü iptal etmesinin, 'lehe kanun ilkesi' açısından sonuçlarını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193512

CMK m. 251/1'deki '...basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.' ifadesi, bu usulün uygulanmasının mahkemenin takdirinde olduğunu, bir zorunluluk olmadığını açıkça göstermektedir. Mahkeme, dosyanın niteliğine göre genel hükümlere göre yargılama yapmayı tercih edebilir. Anayasa Mahkemesi'nin 25/06/2020 tarihli iptal kararı, ceza muhakemesi usul hükümlerinin 'derhal uygulanması' ilkesi ile ceza hukukunun temel prensiplerinden olan 'lehe kanun ilkesi' arasındaki ilişki açısından son derece önemlidir. Basit yargılama usulü, sonuç cezada CMK m. 251/3 uyarınca 1/4 oranında bir indirim öngördüğü için maddi ceza hukukuna ilişkin, yani sanık lehine sonuç doğuran bir nitelik taşımaktadır. Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi, bu lehe düzenlemenin, sadece soruşturma aşamasındaki dosyalarla sınırlandırılmasını ve kovuşturma aşamasındaki dosyalara uygulanmamasını 'eşitlik' ve 'hukuk devleti' ilkelerine aykırı bulmuştur. İptal kararı sonucunda, karar tarihinde kovuşturma aşamasında olan veya hatta Yargıtay'da bozularak geri gelen dosyalar için dahi, şartları oluşuyorsa, sanık lehine olan basit yargılama usulünün ve dolayısıyla 1/4'lük ceza indiriminin uygulanması zorunluluğu doğmuştur. (Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2020/13454 E., 2020/19676 K. sayılı kararında bu husus vurgulanmıştır) (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-251-basit-yargilama-usulu.html).