Bir mirasçının, murisin (mirasbırakanın) ölümünden sonra terekeye dahil bir malı haksız yere elinde bulunduran üçüncü bir kişiye karşı açacağı davada, mülkiyet hakkını nasıl ispat etmesi gerekir? Bu durumda 'miras sebebiyle istihkak davası' ile 'adi istihkak davası' arasında ispat yükü açısından bir fark var mıdır?
Bu durumda mirasçının başvuracağı yola göre ispat yükü değişir. 1) Adi İstihkak Davası (TMK m. 683): Eğer mirasçı, genel hükümlere göre adi istihkak davası açarsa, sadece kendi mirasçılığını ispat etmesi yetmez. Ayrıca, dava konusu malın mülkiyetinin murise ait olduğunu da ispat etmekle yükümlüdür. Yani, mülkiyet zincirini murise kadar götürmesi gerekir. Bu, özellikle taşınırlar için zorlu bir ispat süreci olabilir. 2) Miras Sebebiyle İstihkak Davası (TMK m. 637): Bu özel dava türünde ise davacının ispat yükü daha hafiftir. Davacı mirasçının, davalıya karşı üstün bir miras hakkına sahip olduğunu (örneğin kendisinin yasal mirasçı olduğunu, davalının ise mirasçı olmadığını) ve dava konusu malın terekeye (murisin malvarlığına) dahil olduğunu ispat etmesi yeterlidir. Malın mülkiyetinin murise ait olduğunu ayrıca ve detaylı bir şekilde ispat etmesi gerekmez. Bu davanın temelinde, mülkiyetten ziyade mirasçılık sıfatından kaynaklanan zilyetlik ve iade talebi yatar. Dolayısıyla, miras sebebiyle istihkak davası, mirasçıya ispat kolaylığı sağlayan özel ve avantajlı bir yoldur (ayboga.av.tr/istihkak-davasi/).