Güveni kötüye kullanma suçu (TCK m. 155), neden 'yüz kızartıcı suçlar' arasında sayılmaktadır? Bir devlet memurunun bu suçtan mahkum olması, memuriyet statüsünü nasıl etkiler? 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'ndaki ilgili hüküm nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193486

Güveni kötüye kullanma suçu, Anayasa m. 76 ve 657 sayılı DMK m. 48/A-5'te 'yüz kızartıcı suç' olarak sayılmıştır. Bu nitelemenin temel sebebi, suçun doğrudan doğruya kişinin dürüstlüğüne, sadakatine ve kendisine duyulan güvene ihanet etmesi üzerine kurulu olmasıdır. Bu suç, failin ahlaki düşüklüğünü ve güvenilmezliğini ortaya koyan, toplum vicdanında olumsuz bir karşılığı olan bir eylem olarak kabul edilir. Kamu hizmeti, yüksek bir ahlaki standart ve güvenilirlik gerektirdiğinden, bu tür bir suçtan mahkumiyet memuriyetle bağdaşmaz kabul edilir. 657 sayılı DMK'nın 48/A-5 maddesi, devlet memurluğuna atanacaklarda aranan şartlar arasında '...güveni kötüye kullanma... suçlarından mahkûm olmamak' şartını saymıştır. Bir devlet memurunun görevdeyken bu suçtan (veya diğer yüz kızartıcı suçlardan) dolayı kesinleşmiş bir mahkumiyet alması, DMK m. 98/b uyarınca 'memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan herhangi birini kaybetmesi' hali olarak değerlendirilir ve bu durum, memuriyetin sona ermesi sonucunu doğurur. Yani, kişi memuriyetten çıkarılır (avmehmetgenc.com/blog/guveni-kotuye-kullanma-sucu/111).