5996 sayılı Kanun'a aykırı olarak, limitin üzerinde pestisit (tarım ilacı) kalıntısı içeren bir tarım ürününü satan bir çiftçinin eylemi, TCK m. 185 (zehirli madde katma) kapsamında mı, yoksa TCK m. 186 (bozulmuş gıda ticareti) kapsamında mı değerlendirilmelidir? Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2017/4770 K. sayılı kararında bu eylem hangi suçla ilişkilendirilmiştir ve suçun oluşması için hangi ek delilin toplanması gerektiği belirtilmiştir?
Limitin üzerinde pestisit kalıntısı içeren bir ürünü satma eylemi, TCK'da doğrudan bu başlıkla düzenlenmemiştir. Ancak bu eylem, kamunun sağlığını tehlikeye düşürme potansiyeli taşıdığı için TCK'nın ilgili maddeleri kapsamında değerlendirilir. Eylem, aktif bir 'zehir katma' fiili olmadığı, mevcut bir ürünün insan sağlığına zararlı halde satılması olduğu için TCK m. 186'ya (Bozulmuş veya Değiştirilmiş Gıda Ticareti) daha yakın görünse de, Yargıtay bu tür eylemleri genellikle 'dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık' temelinde taksirli bir fiil olarak değerlendirme eğilimindedir. Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2017/4770 K. sayılı kararında, bu tür bir eylemin '5237 Sayılı TCK’nın 185/2. maddesi uyarınca' (dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak işlenen taksirli zehirli madde katma) değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak Yargıtay, suçun oluşması için sadece ürünün tebliğe aykırı olmasının yeterli olmadığını, bu durumun 'kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürüp düşürmeyeceğinin' ayrıca tespit edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu nedenle, mahkemenin Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili anabilim dallarından, söz konusu pestisit kalıntı miktarının insan sağlığı için somut bir tehlike oluşturup oluşturmadığına dair bir 'uzman bilirkişi raporu' alması zorunludur. Bu rapor alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulamaz (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/yiyecek-icecek-ve-sulara-zehirli-madde-katma-sucu.html).