Bir davada, davalının dinletmek istediği tanıklardan bir kısmı dinlendikten sonra, mahkemenin HMK m. 241 uyarınca 'ispat edilmek istenen husus hakkında yeterli bilgi edinildiği' gerekçesiyle diğer tanıkları dinlemeden davayı karara bağlaması her zaman hukuka uygun mudur? Davalının 'öncelikle şu tanıklarım dinlensin' şeklindeki beyanı, diğer tanıklarından zımnen feragat ettiği anlamına gelir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193451

Mahkemenin HMK m. 241'e dayanarak kalan tanıkları dinlememe kararı alması her zaman hukuka uygun değildir. Bu yetkinin kullanılabilmesi için, ispatlanmak istenen vakıanın, dinlenen tanıklarla hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde tam olarak aydınlatılmış olması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2707 E., 2018/1998 K. sayılı kararında vurgulandığı gibi, eğer dinlenmeyen tanıkların farklı vakıalar hakkında veya dinlenen tanıkların beyanlarını çürütebilecek konularda beyanda bulunma olasılığı varsa, bu tanıkların dinlenmesi 'hukuki dinlenilme hakkı' (HMK m. 27) gereğidir. Davalının 'öncelikle şu tanıklarım dinlensin' şeklindeki beyanı, diğer tanıklarından feragat ettiği anlamına gelmez. Bu beyan, usul ekonomisi açısından bir sıralama talebidir. Feragat, açık ve şüpheye yer vermeyecek şekilde yapılmalıdır. Taraf, dinlenmeyen tanıklarından açıkça feragat etmediği sürece, mahkemenin bu tanıkları da dinleme yükümlülüğü devam eder. Aksi takdirde savunma hakkı kısıtlanmış sayılır ve bu durum Yargıtay tarafından mutlak bir bozma sebebi olarak kabul edilir (www.zulkufarslan.av.tr/taniklarin-dinlenilmemesi/).