Güveni kötüye kullanma suçunun (TCK m. 155) nitelikli hali olan 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' (m. 155/2) suçunun oluşabilmesi için fail ile mağdur arasındaki 'hizmet ilişkisinin' kapsamı ve niteliği ne olmalıdır? Bir süpermarket kasiyerinin, müşteriden aldığı paranın bir kısmını zimmetine geçirmesi bu suçu oluşturur mu? Yoksa bu eylem hırsızlık mıdır? Tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #193445

Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun (TCK m. 155/2) oluşabilmesi için fail ile mağdur arasında, kanundan veya sözleşmeden (hizmet, vekalet, iş sözleşmesi vb.) kaynaklanan, süreklilik arz eden veya etmeyen, bir işin görülmesine yönelik bir 'hizmet ilişkisi' bulunmalıdır. Bu ilişkinin varlığı, taraflar arasında özel bir güven ortamı yaratır ve suçun nitelikli hal olarak düzenlenmesinin sebebi de bu güvenin kötüye kullanılmasıdır. Süpermarket kasiyeri ile işveren (süpermarket) arasında bir iş (hizmet) sözleşmesi bulunmaktadır. Kasiyerin görevi, müşterilerden aldığı parayı işveren adına tahsil etmek ve kasaya koymaktır. Müşteriden aldığı paranın zilyetliği, hizmet ilişkisi gereği ve muhafaza amacıyla kasiyere devredilmiştir. Kasiyerin bu paranın bir kısmını kendisine mal etmesi, zilyetliğin devri amacına aykırı bir tasarruftur. Bu nedenle eylem, tipik olarak hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur. Eylem hırsızlık değildir, çünkü hırsızlık suçunda (TCK m. 141) mal, zilyedinin rızası olmadan alınır. Oysa burada para, müşterinin ve dolayısıyla işverenin rızasıyla (tahsilat amacıyla) kasiyerin zilyetliğine geçmiştir. Suç, bu zilyetliğin kötüye kullanılmasıyla işlenmektedir (Yargıtay 5. Ceza Dairesi – Esas No: 2014/6812, Karar No: 2015/7609 benzer bir mantık yürütmektedir) (avmehmetgenc.com/blog/guveni-kotuye-kullanma-sucu/111).